25 Nisan 2011 Pazartesi

Fenerbahçe Taraftarı

Oğlum artık ağlamayın, bırakın şu "Herkes bize düşman herkes bukalemun" triplerini. Üstelik kara tarihinizde, Galatasaray Basketbolda şampiyon olmasın diye takımınızı rakibin karşısından çekip, hükmen mağlup olmak gibi "kapkara" (hiçbir şeyle temizlenmeyecek) lekeler varken...

Bir takımdan neden nefret edilebilir? Çok başarılı olduğundan olabilir. Nitekim Barcelona'ya karşı nefretin en büyük sebebi bu, çok başarılı bir futbol oynuyorlar, makine düzeninde... "Benim" gibi gıpta edenler, "lan helal olsun" diyenler bunu beğenirken, sonuca odaklı zihniyet bundan nefret edip, karşıtı Real Madrid ve Mourinho'yu beğenebilir. Normaldir. Klasik bir psikoloji. Garibanın yanında olmak.

Oysa kusuruma bakmayın 2 gram dahi bu sınıfa giremiyorsunuz. Futbol branşında hala Galatasaray'ın birkaç kilometre gerisindesiniz. Siz bir yıldızı takımınıza getirmek için, 14 milyon avro transfer bedeli 4 milyon avro kontrat verirken, Galatasaray bunu 1,5-2 milyon avro'ya tamamlayabiliyor... (Guiza-R. Carlos-Niang vs. versus Baros-Kewell-Lincoln vs.) Bu bile kulüp marka değerinin ve aradaki "başarı" farkının kanıtıdır.

Neden mi nefret ediyoruz? Kendinizi bilmediğinizden. Antipatik olduğunuzdan. Güllük gülistanlık giderken lig, sanki bir şeylerin tetiğine basar gibi, "Trabzon'un penaltılarını" konuştuğunuzdan. Ali Şen başkanınız "O son maçlarda gelen şampiyonluk tamamen bana aittir, neler yaptım neler" diye yavşak yavşak anlatırken yaptığı manipülasyonları, iki gram "Terbiyesizlik" demediğinizden. Dün, bağdat caddesinde işinize geliyor diye, Beşiktaş-Beşiktaş diye tempo tutarken, bugün Bursaspor'un "Şampiyon Trabzon" demesini bukalemunluk olarak gördüğünüzden.

Görmemişliğinizden...

Ben bir Trabzonspor taraftarıyım, 24 yaşına girdim ve Şampiyonluk yaşamadım. Trabzonspor'dan daha çok sevdiğim Adana Demirspor da keza, hiçbir başarı görmedim. Başarısızlık bana koymaz, başarısız olduk diye stadımı yakmam ben. Bu kafada bir adamın rakibi ne Beşiktaş'tır, ne Galatasaray, ne Fenerbahçe... Oysa bu 3 takım içerisinde kendisinden nefret ettirmeyi başaran tek takım Fenerbahçe. Kıskançlıktan dersiniz "götünüzdeki bir karış bokla", hep dedim yine diyorum, kıskansam Galatasaray'ı kıskanırdım. Uefa Kupasını-Süper Kupa'yı kazandıkları için. Şampiyonlar Liginde iki kez 2. tura çıkmayı başarıp, Çeyrek final oynadıkları için. Şampiyonlar Kupasında yarı finale çıkabildikleri için. İki kere futbolcularının Altın Top'u kazanmayı başardığı için (Tanju Çolak ve Metin Oktay) Oysa iki gram kıskanmıyorum. Onlar yapabildiyse, yarın bir gün Trabzonspor da yapabilir inançla diyorum, takımıma bağlanıyorum.

Beşiktaş'ı kıskanabilecek bir şeyim yok, oran-orantıya kurduğumuzda lige 1956'da başlayan takımla 1969'da başlayan bir takıma göre oran-orantıda onlardan daha başarılıyız. Yine Fenerbahçe de aynı şekilde... Oysa tek nefretimi kazanan siz oluyorsunuz, onlar olacağına başkası olsun diyebiliyorum ben de. Sebebi de hep sensin ve Fenerbahçe taraftarı... Yöneticilerinizin puştluğu, yönetici puştluğu olarak kalabilir. Benim takımım da sonuçta Mehmet Ali Yılmaz gibi bir başkan gördü geçirdi... (Ama bak ben M. Ali Yılmaz gibi bir başkan! diyebiliyorum) Sende iki gram mantık-sağduyu kalmamış yahu... Bir kere de sormuyorsun, acaba niye? diye... Daha dün bok olan Bursaspor dahi neden koktu da "Şampiyon Trabzon" diyor diye sormuyorsun. Çünkü senden başka herkes neyin ne olduğunu görebilmiş...

Haftalardır, Trabzonspor'un her maçından önce "yattı-yatar-yatacak" diyorsunuz tüm rakiplerine. Eskişehir çelme takınca da "Bülent Uygun zaten Fenerliydi" diyorsun. Ben, puan kaybettiğinde takımım, kendi futbolcuma kızarken, sen Bursa'ya puan kaybettiğinde "Niye bize karşı böyle oynadılar, kesin Trabzon'a yatacaklar" diyebiliyorsun...

Afedersin ama çok dangalaksın be Fenerbahçe taraftarı.

Hiç yorum yok: