<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278</id><updated>2011-09-12T20:38:46.933+03:00</updated><category term='eleştiri'/><category term='Tomb Raider'/><category term='rage of mages'/><category term='atari'/><category term='heroes of might and magic'/><category term='blogcu'/><category term='divxforever'/><category term='indivx'/><category term='christian bale'/><category term='diablo 3'/><category term='jean-luc godard'/><category term='vesikalık fotoğraf'/><category term='2 ou 3 choses que je sais d&apos;elle'/><category term='starcraft'/><category term='warcraft'/><category term='hayat'/><category term='ikametgah'/><category term='işçi bayramı'/><category term='memat'/><category term='çeviri'/><category term='gölgeye övgü'/><category term='empty box'/><category term='heath ledger'/><category term='morphine'/><category term='joker'/><category term='eşcinsel peter pan'/><category term='eski kasa internet siteleri'/><category term='batman'/><category term='bilgisayar'/><category term='the joker'/><category term='sinema'/><category term='oryantasyon'/><category term='divxplanet'/><category term='ek$i sozluk'/><category term='hafıza'/><category term='yedincigemi'/><category term='altyazı'/><category term='blizzard'/><category term='2 or 3 things i know about her'/><category term='dark knight'/><category term='canım annem'/><category term='annem'/><category term='kara şövalye'/><category term='teknoloji'/><category term='alakodu'/><category term='diablo'/><category term='1 mayıs'/><category term='ikissyou mahir'/><category term='Lara Croft'/><category term='eidos'/><category term='diablo 2'/><category term='turkcealtyaz'/><category term='anı'/><title type='text'>Kastore</title><subtitle type='html'>Yolunuz sevgiden mi geçiyor?
Beni de yol üzerinde bir yerde indirin be...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>37</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-2922045207164148830</id><published>2011-07-04T18:24:00.001+03:00</published><updated>2011-07-04T18:25:25.748+03:00</updated><title type='text'>Son Fenev Marşı.</title><content type='html'>Düştüm maphus damlarına puan veren bol olur&lt;br /&gt;Toplasam o puanları buradan (bank asya'dan) süper lige yol olur&lt;br /&gt;Şekip, Sezer, Emenike dar günümde el olur&lt;br /&gt;Şampiyonluk belasına kardaş saçtığımız para bizim&lt;br /&gt;Şike sevdasına kardaş yattığımız dam bizim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-2922045207164148830?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/2922045207164148830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=2922045207164148830' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/2922045207164148830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/2922045207164148830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2011/07/son-fenev-mars.html' title='Son Fenev Marşı.'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-6539176044801146507</id><published>2011-05-05T19:45:00.001+03:00</published><updated>2011-05-05T19:45:45.101+03:00</updated><title type='text'>Mehmet'e sıkı sarıl...</title><content type='html'>Mehmet'e sıkı sarıl...&lt;br /&gt;Tarihler 5 Mayıs 1996…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe’ye yenilip şampiyonluğu kaybettiğimiz tarih. İhaneti, hainliği, kahpeliği gördüğümüz tarih…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Şampiyonluk tamamen bana borçludur. Neler yaptım neler, dedim Aygün’ü sarın mumya edin…” Ali Şen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türlü türlü oyunlarla, Fenerbahçe’nin yönetimi kendi sahamızı bize zindan etti. Öyle ki Fenerbahçe’nin 2 golünü atan futbolcular Oğuz Çetin ve Aykut Kocaman da bu kahpelikten rahatsız olmuş olacak ki, her ikisi de “üzgün” olduklarını belirtmişlerdi. Onlara ne mi oldu, ikisi de kadro dışı bırakılıp İstanbulspor’un yolunu tuttular. Fenerbahçe’ye şampiyonluğu getiren iki futbolcu “kovuldu”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Dalman henüz 12 yaşındaydı… Ne yaptığını bilmeyen bir çocuktu belki ama aşkı daha o yaşında tanımıştı. Trabzonspor’un aşığıydı. Hazmedemedi ihaneti şeklen küçük maneviyatı kocaman olan yüreği. İncir ağacına asarak kendisini intihar etti. Ali Şen, Trabzonspor’un ocağına incir ağacı dikti, küçük Mehmet o incirde kendisini astı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmadık bunları, Günahların Takımı Fenerbahçe…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazım Koyuncu’ya;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mehmet’e sıkı sarıl… O daha küçüktür. Söz, şampiyonluk kupasını alınca mezarına getireceğiz. Değil 22, 1000 yıl beklesek dahi.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-6539176044801146507?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/6539176044801146507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=6539176044801146507' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6539176044801146507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6539176044801146507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2011/05/mehmete-sk-sarl.html' title='Mehmet&apos;e sıkı sarıl...'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-8126329698785542639</id><published>2011-04-25T01:05:00.001+03:00</published><updated>2011-04-25T01:05:42.677+03:00</updated><title type='text'>Fenerbahçe Taraftarı</title><content type='html'>Oğlum artık ağlamayın, bırakın şu "Herkes bize düşman herkes bukalemun" triplerini. Üstelik kara tarihinizde, Galatasaray Basketbolda şampiyon olmasın diye takımınızı rakibin karşısından çekip, hükmen mağlup olmak gibi "kapkara" (hiçbir şeyle temizlenmeyecek) lekeler varken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir takımdan neden nefret edilebilir? Çok başarılı olduğundan olabilir. Nitekim Barcelona'ya karşı nefretin en büyük sebebi bu, çok başarılı bir futbol oynuyorlar, makine düzeninde... "Benim" gibi gıpta edenler, "lan helal olsun" diyenler bunu beğenirken, sonuca odaklı zihniyet bundan nefret edip, karşıtı Real Madrid ve Mourinho'yu beğenebilir. Normaldir. Klasik bir psikoloji. Garibanın yanında olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kusuruma bakmayın 2 gram dahi bu sınıfa giremiyorsunuz. Futbol branşında hala Galatasaray'ın birkaç kilometre gerisindesiniz. Siz bir yıldızı takımınıza getirmek için, 14 milyon avro transfer bedeli 4 milyon avro kontrat verirken, Galatasaray bunu 1,5-2 milyon avro'ya tamamlayabiliyor... (Guiza-R. Carlos-Niang vs. versus Baros-Kewell-Lincoln vs.) Bu bile kulüp marka değerinin ve aradaki "başarı" farkının kanıtıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden mi nefret ediyoruz? Kendinizi bilmediğinizden. Antipatik olduğunuzdan. Güllük gülistanlık giderken lig, sanki bir şeylerin tetiğine basar gibi, "Trabzon'un penaltılarını" konuştuğunuzdan. Ali Şen başkanınız "O son maçlarda gelen şampiyonluk tamamen bana aittir, neler yaptım neler" diye yavşak yavşak anlatırken yaptığı manipülasyonları, iki gram "Terbiyesizlik" demediğinizden. Dün, bağdat caddesinde işinize geliyor diye, Beşiktaş-Beşiktaş diye tempo tutarken, bugün Bursaspor'un "Şampiyon Trabzon" demesini bukalemunluk olarak gördüğünüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmemişliğinizden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir Trabzonspor taraftarıyım, 24 yaşına girdim ve Şampiyonluk yaşamadım. Trabzonspor'dan daha çok sevdiğim Adana Demirspor da keza, hiçbir başarı görmedim. Başarısızlık bana koymaz, başarısız olduk diye stadımı yakmam ben. Bu kafada bir adamın rakibi ne Beşiktaş'tır, ne Galatasaray, ne Fenerbahçe... Oysa bu 3 takım içerisinde kendisinden nefret ettirmeyi başaran tek takım Fenerbahçe. Kıskançlıktan dersiniz "götünüzdeki bir karış bokla", hep dedim yine diyorum, kıskansam Galatasaray'ı kıskanırdım. Uefa Kupasını-Süper Kupa'yı kazandıkları için. Şampiyonlar Liginde iki kez 2. tura çıkmayı başarıp, Çeyrek final oynadıkları için. Şampiyonlar Kupasında yarı finale çıkabildikleri için. İki kere futbolcularının Altın Top'u kazanmayı başardığı için (Tanju Çolak ve Metin Oktay) Oysa iki gram kıskanmıyorum. Onlar yapabildiyse, yarın bir gün Trabzonspor da yapabilir inançla diyorum, takımıma bağlanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş'ı kıskanabilecek bir şeyim yok, oran-orantıya kurduğumuzda lige 1956'da başlayan takımla 1969'da başlayan bir takıma göre oran-orantıda onlardan daha başarılıyız. Yine Fenerbahçe de aynı şekilde... Oysa tek nefretimi kazanan siz oluyorsunuz, onlar olacağına başkası olsun diyebiliyorum ben de. Sebebi de hep sensin ve Fenerbahçe taraftarı... Yöneticilerinizin puştluğu, yönetici puştluğu olarak kalabilir. Benim takımım da sonuçta Mehmet Ali Yılmaz gibi bir başkan gördü geçirdi... (Ama bak ben M. Ali Yılmaz gibi bir başkan! diyebiliyorum) Sende iki gram mantık-sağduyu kalmamış yahu... Bir kere de sormuyorsun, acaba niye? diye... Daha dün bok olan Bursaspor dahi neden koktu da "Şampiyon Trabzon" diyor diye sormuyorsun. Çünkü senden başka herkes neyin ne olduğunu görebilmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftalardır, Trabzonspor'un her maçından önce "yattı-yatar-yatacak" diyorsunuz tüm rakiplerine. Eskişehir çelme takınca da "Bülent Uygun zaten Fenerliydi" diyorsun. Ben, puan kaybettiğinde takımım, kendi futbolcuma kızarken, sen Bursa'ya puan kaybettiğinde "Niye bize karşı böyle oynadılar, kesin Trabzon'a yatacaklar" diyebiliyorsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afedersin ama çok dangalaksın be Fenerbahçe taraftarı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-8126329698785542639?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/8126329698785542639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=8126329698785542639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/8126329698785542639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/8126329698785542639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2011/04/fenerbahce-taraftar.html' title='Fenerbahçe Taraftarı'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-7029135033262415271</id><published>2011-03-17T01:22:00.002+02:00</published><updated>2011-03-17T01:25:20.735+02:00</updated><title type='text'>Mutluluk</title><content type='html'>Mutluluğun bu kadar basit olduğunu bilmezdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onca yıl "mutsuz palyaço"yu mu oynadım bilemiyorum. Mutlu sanıyordum kendimi belki de. Hep gülen birisi için mutlu olmak ne kadar zor olabilirdi ki sonuçta. Sadece gülmekle kalmıyordum, gülücük de dağıtıyordum insanlara. Beni tanıyıp da hayatında bir kez olsun yüzünü güldürmediğim insan yoktur sanırım. (Espirikli adamım nitekim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, gülüşün bu kadar tatlısını zevk verenenini, mutluluğun bu kadar samimisini yaşamamışım sanırım hayatım boyunca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyeyim, mutluyum. Ardına bakmıyorum, altını irdelemiyorum, olurlar-olmazlar umurumda değil. Mutluyum. Cahil mutluluğu. Cahil adamın kaygısı olmaz, kaygısız adam mutlu olur formülünü tersinden çözdüm, sağlamasını yaptım. Mutlu oldum kaygılarımdan kaygılanmamaya başladım bu yüzden cahil oldum... O da sikimde değil. Mutluyum lan işte. O kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-7029135033262415271?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/7029135033262415271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=7029135033262415271' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7029135033262415271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7029135033262415271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2011/03/mutluluk.html' title='Mutluluk'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-6994214500975306315</id><published>2010-09-19T12:26:00.001+03:00</published><updated>2010-09-19T12:27:09.777+03:00</updated><title type='text'>Kabil Manifestosu</title><content type='html'>Ben gizlemiyorum olup biteni.&lt;br /&gt;Ne yüreğimi, ne tenimi, ne inadımı, ne ayak dirediğimi...&lt;br /&gt;Hayır, pişman değilim, bu ağırlığın altında ezilmem.&lt;br /&gt;Benliğimden utanıpta yerin dibine geçmem.&lt;br /&gt;İnancımıda, inanmadığımıda örtbas etmem.&lt;br /&gt;Çünkü kendimle yüzleşiyorum ben...&lt;br /&gt;Ama ya siz?&lt;br /&gt;Benim kadar cesur, benim kadar zeki değilsiniz.&lt;br /&gt;Kendi doğanızla yüzleşecek cesaretiniz bile yok.&lt;br /&gt;Bu nedenle özgür değil kölesiniz, biricik değil sürüsünüz...&lt;br /&gt;Dürüst değil, ikiyüzlüsünüz...&lt;br /&gt;Tevazunuz kibir, köleliğiniz efendilik, alçakgönüllülüğünüz de eğer korkaklık değilse başka nedir?&lt;br /&gt;Karşıma dikeceğiniz her değer şimdi o kadar zayıf, o kadar cılız bir ses olarak kalmaya mahkum, ki bu halimle bile sizden daha erdemli çok daha şerefliyim.&lt;br /&gt;Kınayıcılar çoğu kez kınadıklarından daha kirlidir, adım kadar eminim.&lt;br /&gt;Sözcüklerim, duaların kabul edilmediği kabuslar bahçesine iteleneli beri kendi sözcüklerimle kendi kendimi ihlal ettiğimin bilincindeyim.&lt;br /&gt;Kendi sözcüklerimden en fazlada ben muztaribim.&lt;br /&gt;Kendimden tiksindiğim doğrudur belki... Ama size duyduğum tiksintinin yanında hiç kalır bu...&lt;br /&gt;Ortalama ahlakınızla yüzleştiğimden, içyüzünüzdeki ikiyüzlülüğe bulaştığımdan bu yana, ona yaslanarak içinizi rahatlattığınız vicdanlarınızdan da, inançlarınızdan da, sahtekarlıklarınızdan da bıktım, usandım, iğrendim.&lt;br /&gt;Adaletinizden de, neşenizden de tiksindim.&lt;br /&gt;İyi ve gerçek dediğiniz ne varsa hepsinden nefret ettim.&lt;br /&gt;Yenilmişlerin öfkesiyle doluyum şimdi...&lt;br /&gt;İrademi tümüyle kinime teslim ettim.&lt;br /&gt;Artık bütün nedenler kayıp, nedensizim...&lt;br /&gt;Her an her şeye dönüşebilirim.&lt;br /&gt;Körsem kör, sağırsam sağır, isyansa isyan, kötülükse kötülük, öfkeyse öfke... Hepside benim işte...&lt;br /&gt;Bütün alfabe tersine dönüyor benim dilimde...&lt;br /&gt;Övgüm küfür, şarkım diken, şiirimin tümü saçma!&lt;br /&gt;Sarsılmış ruhum dengelerini nerede bulur şimdi?&lt;br /&gt;Bir tek kötülük aklar bundan böyle beni, sadece araya soktuğum şiddetli nefret ayakta tutabilir.&lt;br /&gt;İçi boşalmış... Su ile toprak cesedime ancak o can verebilir.&lt;br /&gt;Böyle bir boşluk sadece kötülükle dolabilir.&lt;br /&gt;Hiçbir şeyimi hiçbir şeyin arkasına gizlemeden yüzüme yapıştırdığınız sahte suretimi indiriyorum ve doğrudan kendi kötülüğüme dönüşüyorum.&lt;br /&gt;Sadece kötülüğü arıyorum şimdi ve başka hiçbir şeyde bulmak istemiyorum.&lt;br /&gt;Hiçbir suçluluk duymadan kötülüğü kendisi için ve kendisi olarak seviyorum.&lt;br /&gt;Kendi yasalarımdan başka yasa tanımayarak bütün yasalara, bütün egemen olanlara başkaldırıyorum.&lt;br /&gt;Değil mi ki yasalarınız sıradanları bağlar, oysa sıradanlarla aynı sırada değilim.&lt;br /&gt;Onların bağlı olduğu yasalarla ölçülemez benim değerim!&lt;br /&gt;Kendi yasalarımı koymaya kendimde yasa tanıyorum.&lt;br /&gt;Çünkü farklılığımı da üstünlüğümü de biliyorum.&lt;br /&gt;Onaylamak değil kökünden değiştirmek, yapmak değil temelinden yıkmak.&lt;br /&gt;Günahsa günah, nefretse nefret, lanetse lanet, ateşse gayya, azapsa azabennar.&lt;br /&gt;Cehennem buysa işte tam göbeğindeyim.&lt;br /&gt;Vurduğum yeri devirdiğim, devirdiğim şeyin yerinede başka bir şey koyduğum düşünülmesin.&lt;br /&gt;Çünkü artık hiçbir değerim yok benim...&lt;br /&gt;Kendimden başka temsilim, temsil ettiğimden başka kıymetim yok.&lt;br /&gt;Haddim yok ki kararım olsun benim...&lt;br /&gt;Uçurumun kenarında mı duruyorum? Hayır!&lt;br /&gt;Ben uçurumun ta kendisiyim ve kendimi büyük bir coşkuyla kendime bırakıyorum.&lt;br /&gt;Kapatın isterseniz gözlerinizi, görmezden gelin... Çünkü bütün ordularımla geliyorum.&lt;br /&gt;Çığrımdan çıkarak işte geliyorum!&lt;br /&gt;Zira benim tekinsizliğimi hiç kimse görmezden gelemez!&lt;br /&gt;Bu göze alışa kimse artık kayıtsızlık edemez.&lt;br /&gt;Çünkü bu büyük özgürlüğe, bu kendi oluşa, bu güçlü isyana, başkaldırışa kimse imrenmezlik edemez.&lt;br /&gt;Ne kadar lanetlesenizde içinizde bana dair bir özenme kalacak.&lt;br /&gt;Kınayan yanınızdan çok kıskanan yanlarınız canınızı yakacak.&lt;br /&gt;Çünkü içinizde bir yan ben'im!&lt;br /&gt;İhanetim gibi güzelliğim de gücüm de bu benim...&lt;br /&gt;İşte ben bu yüzden kardeş katiliyim.&lt;br /&gt;İşte ben bu yüzden "insan"ım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-6994214500975306315?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/6994214500975306315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=6994214500975306315' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6994214500975306315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6994214500975306315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/09/kabil-manifestosu.html' title='Kabil Manifestosu'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-3948785514813575901</id><published>2010-09-02T23:59:00.002+03:00</published><updated>2010-09-03T00:05:02.917+03:00</updated><title type='text'>Beni güzel hatırla.</title><content type='html'>Beni güzel hatırla&lt;br /&gt;Bunlar son satırlar&lt;br /&gt;Farzet ki bir rüyaydım estim geçtim hayatından&lt;br /&gt;Ya da bir yağmur sel oldum sokağında&lt;br /&gt;Sonra kanalizasyona dökülüp kaybolup gittim&lt;br /&gt;Belki de gerçekten rüyaydım&lt;br /&gt;Senin için...&lt;br /&gt;Uyandın ve ben bittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni güzel hatırla...&lt;br /&gt;Çünkü sevdim seni ben, her şeyini&lt;br /&gt;Sana sırdaş oldum, dost oldum, koynumda ağladın&lt;br /&gt;Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini&lt;br /&gt;Beni üzdün kınamadım&lt;br /&gt;Alışığım vefasızlığa&lt;br /&gt;El oldun, aldırmadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni güzel hatırla...&lt;br /&gt;Sayfalarca mektup bıraktım sana&lt;br /&gt;Şiirler yazdım her gece&lt;br /&gt;Çoğunu okutmadım&lt;br /&gt;Sakladım günahını sevabını içimde&lt;br /&gt;Sessizce gittim senden öncekiler gibi&lt;br /&gt;Sen ne de olsa anlamadın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni güzel hatırla...&lt;br /&gt;Sana unutulmaz geceler bıraktım&lt;br /&gt;Sana en yorgun sabahlar&lt;br /&gt;Gülüşümü gözlerimi, sonra da sesimi bıraktım&lt;br /&gt;En güzel şiirleri okurum gözlerine baka baka&lt;br /&gt;Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye&lt;br /&gt;Vedalar bıraktım duraklarda&lt;br /&gt;Ne arasan bir sevdanın içinde&lt;br /&gt;Fazlasıla bıraktım ardımda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni güzel hatırla...&lt;br /&gt;Dizlerimde uyuduğunu farzet&lt;br /&gt;Saçını okşadığımı&lt;br /&gt;Üşüyen ellerini ısıttığımı&lt;br /&gt;Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne&lt;br /&gt;Alnından öptüğümü düşün&lt;br /&gt;Kapıda beklediğin kişi olabileceğimi düşün&lt;br /&gt;Şaşırttığımı düşün seni&lt;br /&gt;Sürpriz yapmayı severim bilirsin&lt;br /&gt;Bu da benim son sürprizim&lt;br /&gt;Seninle olan günlerimi ateşe veriyorum&lt;br /&gt;Beni güzel hatırla...&lt;br /&gt;Çünkü gidiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-3948785514813575901?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/3948785514813575901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=3948785514813575901' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/3948785514813575901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/3948785514813575901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/09/beni-guzel-hatrla.html' title='Beni güzel hatırla.'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-193108097171042792</id><published>2010-07-22T10:19:00.002+03:00</published><updated>2010-07-22T10:24:39.598+03:00</updated><title type='text'>Büyüksün baba!</title><content type='html'>Fazıl Say'ın son arabesk çıkışı, Radiohead'den Rammstein'e oradan Korn'a ancak Adanalılığın da hamuru ile Selahattin Özdemir'li hard-core arabeske kadar her türlü müziği dinleyebilen benim çok ama çok zoruma gitmişti. Bu halktan ayrı-gayrı bambaşka yerlerdeyim tavrının ürünüydü o. Yoksa Fazıl Say gibi bir müzisyenin bir müzik türünü aşağılayabileceğine ihtimal vermiyordum. Oysa yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter'da götümdeki bir karış bokla, Fazıl Say'ın "ben başkayım" tribiyle yazdığı o yazılara ayar vermeye çalışıyordum, onun fikrini anlatmaya çalışıyordum fakat bunu uzun zaman önce Yıldırım Türker baba yapmış ve yazısını harika sözlerle bitirmiş. Hislerime tercüman olmuş. İşte sanatçılar bu yüzden var... Kendisi, Fazıl Say'ı Seçkincilik ile suçlamış ve bakın neler demiş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;"&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;seçkincilik&lt;/span&gt;, kişinin seçkin olduğuna bütün kalbiyle inanıp bütün dünyanın hizmetine koşmasını beklediği anda saplanıverdiği bir tuzaktır. oradan ufuk görünmez. armoni zenginliğini ölçüt alıp bir müziği diğerinden üstün tutarsan, ritim zenginliğini ölçüt alan da başka bir müzik türünü seninkinin üstünde tutabilir. dünyayı, kültür üretimini ast-üst ilişkisiyle tanımlayıp şaşmaz bir hiyerarşinin sularında kulaç atarsan aynana yansıyan eninde sonunda faşizan bir sırıtış olacaktır. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;zor olanla uğraşmak, zor olana gönül vermek, tevazu gerektirir.&lt;/span&gt;"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Fazıl Say'da bu tevazu yok... "Ya acıtasyon yapıyorlar arabesk diyorlar, halk onları benden daha çok tanıyor" şeklindeki kompleks yüzünden değilse Fazıl Say'ın bu çıkışları ben kafamı keserim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-193108097171042792?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/193108097171042792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=193108097171042792' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/193108097171042792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/193108097171042792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/07/buyuksun-baba.html' title='Büyüksün baba!'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-1766429656788484470</id><published>2010-07-20T17:05:00.002+03:00</published><updated>2010-07-20T17:15:30.400+03:00</updated><title type='text'>Ben, kendim... Mütemadiyen üzülüyoruz.</title><content type='html'>Bilmiyorum bu acıma-merhamet duygusu sevgiden mi kaynaklı. Emin olduğum bir şey varsa ben bu ülkeyi ve insanlarını "bazen ne kadar sıkılsam da" çok seviyorum. Ancak kötülüklerini de görsem üzülüyorum, rezilliklerini de, sefaletlerini de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle "işveren" konumuna geldiğim şu günlerde daha da büyük acı çektiriyor bana bu ülkenin insanı. Okuma-Yazma bilmiyorlar fakat güvenlik sınavına sokmak zorunda kalıyoruz. 16'larında evlenip, daha sadece 23 yaşındayken 5 yaşında bir kız 2 yaşında bir erkek sahibi olanları var ve benim gibi bir zıpıra "abi" diye hitap ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de olsa işverenim diye benimle karşılaştıklarında elleri ayaklarına dolaşıyor. Çoğu çok ama çok cahil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seviniyorum da aslında cahiller ancak en azından iyi bir maaş kazanabiliyorlar. Ancak bu çoğu kişiyi imrendirecek maaş dahi 40 derece sıcağın altında çalışan amelenin hakkı değil gözümde... Bazen de kızıyorum. Neden çabucak evlendiniz, neden bu kadar çok çocuk yaptınız diye. Oysa mütemadiyen hissettiğim tek şey üzüntü ve acıma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu insanlar bu yaşamı bu kaderi haketmiyorlar. Türk insanı böyle yaşamayı haketmiyor. Eh peki bunlar böyle yaşamayı haketmiyor da Afganistan'dakiler öyle yaşamayı hakediyor mu diyeceksiniz... Kimse haketmiyor. Ancak el elin eşeğini türkü söyleye söyleye ararmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de tek kelime. Üzgünüm...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-1766429656788484470?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/1766429656788484470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=1766429656788484470' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/1766429656788484470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/1766429656788484470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/07/ben-kendim-mutemadiyen-uzuluyoruz.html' title='Ben, kendim... Mütemadiyen üzülüyoruz.'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-7376946913811102732</id><published>2010-07-17T00:58:00.002+03:00</published><updated>2010-07-17T01:03:37.771+03:00</updated><title type='text'>it's ok...</title><content type='html'>I guess it would be ok if i wasn't in your life. My absence wouldn't cause to a vacancy in your mind. I'm not gonna call you and i'm not gonna ask you anything anymore. I'm sure this will be joyful for both of us.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Today is the first day of the rest of my life and this time i'm gonna make it right.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-7376946913811102732?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/7376946913811102732/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=7376946913811102732' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7376946913811102732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7376946913811102732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/07/its-ok.html' title='it&apos;s ok...'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-6432890626146083949</id><published>2010-06-30T10:58:00.002+03:00</published><updated>2010-06-30T11:03:08.037+03:00</updated><title type='text'>Sonne</title><content type='html'>Bu gece biraz alkol, büyük oranda batağın etkisiyle sarhoştum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuldan kardeşim dediğim insanları görmek gerçekten iyi geldi. Şirket kurma hayallerimiz tabii ortalığı kasıp kavurdu fakat hayaller de güzel yahu. Aramızdakilerin hepsinin ise derslerinden kalmış olması olayın tuzu biberiydi tabii ki. (Ayranı yok içmeye mevzusu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahadır'ın yanında yatmanın da etkisiyle uyuyamadım tabii ki. Tahrik ediyor sonuçta beni gay dümbük. Kalkıp en son ortaokulda yaptığım bir şeyi yapayım dedim, güneşin doğuşunu izleyeyim dedim. Türkmen'in evinin batıya cepheli olduğunu sonradan fark ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat böyle işte sürekli bir şeylerin tersindesin. Ama yine de saydım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;One&lt;br /&gt;Here comes the Sun&lt;br /&gt;Two&lt;br /&gt;Here comes the Sun&lt;br /&gt;Three&lt;br /&gt;It is the brightest star of them all...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir darbe de buradan yedik, İstanbul'da bugün de hava kapalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ım reva mı bu kuluna olanlar?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-6432890626146083949?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/6432890626146083949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=6432890626146083949' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6432890626146083949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6432890626146083949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/06/sonne.html' title='Sonne'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-7817885254643167565</id><published>2010-06-19T00:07:00.002+03:00</published><updated>2010-06-19T00:37:57.994+03:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>Bugün boğazımda bambaşka bir şey var... Ulaşamadıklarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mütemadiyen girdiğim bu durum yine geçici elbette ama bu kez çok daha farklıyım. Bu kez o hep varolan umut yok, bu kez hayallerim daha bir sapa. Artık hayallerim sadece "Loto bana çıksa neler yaprdım?" ile kısıtlandı... Sıradanın da sıradanı insan mertebesine büyük çabalarımla ulaştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa attığım her adımı hayatımı daha güzelleştirmek, o mutlak iyiye ulaşmak için attım. Ev... Araba... İyi bir eş... Mutlu çocuklar... Artık anlıyorum ki hayat kesinlikle bunlar değil. Evi satın, arabayı satın, kadınları satın, çocukları satın... Asla arkanıza bakmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir arkadaşım artık bana arkadaş değil. Hiçbir sevgi ısıtamaz artık yüreğimi veya hiçbir güzel söz söndüremez içimdeki ateşi. Alevler içinde yanan bir buz gibiyim. Eriyemiyorum... Akamıyorum akmam gereken yerlere. Kanalizasyona değil de eğimin yukarısına doğru hareket etmeye çalışmış su birikintisymişim yıllardır. Kaderime razı gelip akmak istediğimde bir alev buz etti beni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O öyle bir alev ki, onun da buz etmek istediği bambaşka. Tutkuları bambaşka, amacı bambaşka. Hiçbirine ulaşamamış, yakıyor etrafını. Çarpıyorsun istemeden, sen onu söndürmek isterken o seni katılaştırıyor... Alıyor içindeki tüm umudunu, buhar olup uçmak istiyorsun, bağlıyor elini kolunu-- Kaskatı oluyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçmak istersin uçamazsın, düşmek istersin, kırılırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat hepimizi kırıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde bambaşka bir şey var artık, bu durumumdan beslenmek istiyorum. Bu dümdüz, kaskatı halimden yararlanıp, tutkusuzluk çok iyi... Böylece kötü şeylere de olan tutkumu kaybederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-7817885254643167565?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/7817885254643167565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=7817885254643167565' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7817885254643167565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7817885254643167565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/06/blog-post.html' title='...'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-1280718893730647516</id><published>2010-06-16T00:48:00.002+03:00</published><updated>2010-06-16T01:00:46.661+03:00</updated><title type='text'>Hayatımı yazsam kitap olur...</title><content type='html'>Bazen hayatımı yazsam mı diyorum. Henüz 22 yaşındayım ve hayatım boyunca hiçbir sik görmedim etmedim, tam netleşmiş bir Dünya görüşüm yok ve yok oğlu yokum aslında. Hayatıma dair hiçbir ilginç şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa gerçekten hayatımı kitaplaştırmak istiyorum. 22 yılda tam anlamıyla başarısızlıklar silsilesiydi hayatım. Hiçbir alanda başarılı olamadım ve belki de bunu insanlara aktarmam gerekiyor. Nasıl başarısız oldum diye. Yani düşünün satacak bir Ferrarim dahi olmadı ve hiç mi hiç bilge değildim. Hatta kör cahildim ve ben öldüğümde de sadece ailem ağlayacak. Bu da bir bonus veya hayatıma dair güzel bir şey değil, aileler hep mi hep ağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatım boyunca insanlar bana "çok yüksek bir potansiyel sahibi"ymişim gibi baktı. Futbol oynadım, çevremdekilere göre güzel oynuyordum "takım lideri" diyorlardı. Bilgisayar oyunu oynuyordum ve anında kavrayabiliyordum oyunu "bilgisayar dahisi" diyorlardı. Baktığım şeyi anlama sürem pek de geç değildi... Bu kadar ukalalık yeter çünkü "aha işte başarılıymışsın ya da öyle sanıyorsun" diyeceksiniz ve evet ben yıllarca böyle sandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarılı göründüğüm her şeyde aslında başarısızdım durum bundan ibaret. Başarılı olmam gereken hiçbir şeyi tam anlamıyla yerine getiremedim. Oysa başarısız olmam gereken şeylerde çok başarılıydım ve ataların söylediği "yalancının mumu yatsıya kadar yanar" atasözü hep gerçekleşti, başardığım şeylerin aslında başarısızlık olduğu hep mi hep ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünün yazı yazmakta dahi başarısızım ve zorla deniyorum. Bu yazıyı yazmaya çalışıyorum ve şuana kadarki 4 paragraf kesinlikle hissettiklerim değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatım keşkelerle geçiyor ve asla eskisi gibi olmayacak bir aşamaya geldik. Bir anda başarılı olmayacağım elbette şaşırmayın. Bazı şeyleri kökten değiştireceğim ve bu yapacaklarım (kimse kesinlikle şaşırmasın) aslında en temel haklarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...yine keşke diyorum. Keşke sevmediğim insanları seviyormuş gibi yapmakta başarılı olmasaydım... Keşke bu kadar dikkatsiz olmasaydım. Keşke başka başka planlar içerisine girip sevdiğim kişilere "sevmiyorum seni" demeseydim. Keşke bu kadar ilgiye muhtaç olmasaydım, ilgi üzerime gelince de bunalmasaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımı siktim attım ve asla başarılı biri olamayacağım. Asla o istediğim hayatı yaşayamayacağım. Kesinlikle istediğim gibi bir baba olamayacağım ve belki de asla bir eş olamayacağım. Asla istediğim gibi birisini bulamayacağım. Çok ama çok sıradan bir şekilde ölüp gideceğim. Oysa sondan başlayıp her şeyi başına kadar değiştirebilirim... Ama bunu da başaramayacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-1280718893730647516?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/1280718893730647516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=1280718893730647516' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/1280718893730647516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/1280718893730647516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/06/hayatm-yazsam-kitap-olur.html' title='Hayatımı yazsam kitap olur...'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-5606140569001627489</id><published>2010-05-24T07:01:00.001+03:00</published><updated>2010-05-24T07:02:13.900+03:00</updated><title type='text'>Lost bitti lan... Valla billa...</title><content type='html'>Tek mantıklı, yani bana mantıklı gelen tek teorim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağır spoiler içerebilir, demedi demeyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizinin tüm özetini, Jack ile babası Christian Shephard'ın konuşmasında açıklandı. Aslında uçak kazasından kurtulan olmadı kanımca;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle ki; hepimiz biliyoruz ki bu Lostieler, "Kayıp Ruhlar"dı aslında, Lost'un anlamı buydu. Hayatlarında bir türlü aradıklarını bulamayan ve bulamamış halde, feci bir uçak kazasında ölüp giden insanlar. Eğer budizm-karma gibi inanışlara biraz girersek, her şeyden öte bizim dinimiz gibi ahir hayatı irdeleyen dinlerin öğretilerini düşünürsek, özetle "Kader yolunu buldu" diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, Jack ölmeden evvel bir saniyelik göz açıp kapayıncaya kadar olan, "alternatif" olayları gösterdi bize dizi. Uçak kazasında ölmeselerdi, o adada yaşasalardı, ne kadar olağanüstü şeyler olsa da onları bir arada tutacak tek bir şey vardı, "arkadaşlık" hepsi aradıklarını bulamadı, çünkü aradıkları şey birbirleriydi. Sevdikleriyle olmaları gerekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jack, Christian'a sordu "Neden buradasın?" diye, babası da ona sordu "Sen neden buradasın?" şeklinde. Jack öldüğünü o sırada anladı. (6. His'te, kefaretini ödeyen Bruce Willis'in anca öldüğünü anlaması gibi, Jack kefaretini ödedikten sonra, öldüğünü anlayabiliyor, bu noktada 6. His dava açsa bu diziye yeridir) Daha sonra Jack sordu, "neden herkes şimdi burada?" diye, babası da "şimdi diye bir şey yoktur, önemli olan burasıdır" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani sevdiklerinizle aranızda "zaman" diye bir kavram olamaz. "Mekan" olur. sevdiklerinizin yanında olmalısınız, zamanın önemi yok. Lostieler için o mekan adaydı. Ada'da zamanda atlamalar, zaman değişimi vs. olsa da değişmeyen tek bir şey vardı, o da Lostieler ve mekanları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başından beridir "Ada'nın sana ihtiyacı var, ona ihtiyacı var" vs. deniyordu, Jacob'un da dediği gibi, aslında Lostielerin "adaya" ihtiyacı vardı. Nitekim rüyalarda buluştular, naaşları adada birleşti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma gelen tek anlamlı son bu. O zaman da dizi mesaj kaygısı içermiş oluyor, "Bir ihtimal var o da yaşamak mı dersin?" mesajı. Yaşasalardı belki adada hayatları çok daha güzel olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok diğer türlüyse, çok fena taklalara geldik, demedi demeyin... Sağlam kazıklandık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-5606140569001627489?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/5606140569001627489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=5606140569001627489' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/5606140569001627489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/5606140569001627489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/05/lost-bitti-lan-valla-billa.html' title='Lost bitti lan... Valla billa...'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-882712992234251361</id><published>2010-05-06T04:52:00.002+03:00</published><updated>2010-05-06T04:57:59.900+03:00</updated><title type='text'>Ziraat</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/S-IhFg_T0cI/AAAAAAAAACw/WEo35MWVUIE/s1600/05_05_2010-2T9E.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 189px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/S-IhFg_T0cI/AAAAAAAAACw/WEo35MWVUIE/s320/05_05_2010-2T9E.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5467969276219740610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok şükür bu sezonu kupayla kapattı taraftarı olduğum takım. Sevindim bugün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'nin bu kupa hasretiyle ilgili yavan esprilere pek gülmüyordum, tabii kaliteli olursa espri farklı, mesela Galatasaray'ın Fred Çakmaktaş esprisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün çok güldüm, yanlış anlaşılmasın benim takımıma karşı kaybettikleri için değil. İşin esprisi farklıydı. Fenerbahçe bu kupayı alamıyor, böyle bir anektot var, fakat ikide bir kesinlikle finale çıkıyor, finallerde de hep çok kötü mağlubiyetler alıyor, çok kötü oynuyor. (5-1 Galatasaray, 4-2 Beşiktaş, 3-1 Trabzonspor mağlubiyetleri bence hepsinde de çok kötü oynadılar) Fakat inatla finale çıkıyorlar, bu durum bir anda kafamda başka bir şeyin canlanmasına sebep oldu ve kendi kendime güldüm;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://alkislarlayasiyorum.com/images/all_content_thumbnail/8777_20090423225443.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 127px; height: 97px;" src="http://alkislarlayasiyorum.com/images/all_content_thumbnail/8777_20090423225443.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük enişte gibiler arkadaş. Bir hırsla finale kadar geliyorlar, sonra bir anda sönüyorlar, dayağı yiyorlar. Ama tutmasak parçalayacaklar, o derece hırs var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-882712992234251361?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/882712992234251361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=882712992234251361' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/882712992234251361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/882712992234251361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/05/ziraat.html' title='Ziraat'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/S-IhFg_T0cI/AAAAAAAAACw/WEo35MWVUIE/s72-c/05_05_2010-2T9E.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-5900455316909469537</id><published>2010-04-23T04:00:00.002+03:00</published><updated>2010-04-23T04:14:04.765+03:00</updated><title type='text'>Atlas</title><content type='html'>Atlas, yürekler acısı Atlas, beni bir sen anlarsın&lt;br /&gt;Tamamen acılarla dolu bir dünya taşımakta olduğum&lt;br /&gt;Dayanılmaz olana dayanıyoruz, seçme şansımız yok,&lt;br /&gt;Kalbim göğsümde parçalanmak istiyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-5900455316909469537?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/5900455316909469537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=5900455316909469537' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/5900455316909469537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/5900455316909469537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/04/atlas.html' title='Atlas'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-1346158468518629209</id><published>2010-04-20T04:16:00.003+03:00</published><updated>2010-04-20T04:28:30.105+03:00</updated><title type='text'>Taksi!!!</title><content type='html'>Hayatımda ilk defa "Taksiiii" diye bağırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ıslık çalamam. Önümden giden taksiye el kol salladım ama adam aynadan dikkatlice bakıp, yine de durdurmak istediğimi anlamadı. Özürlü gibi salladım sanırım elimi kolumu... Yapılacaklar kısıtlıydı. Ya ıslık çalmaya çalışacaktım yol ortasında ki beceremeyip tiz bir ses çıkarmaktan ve rezil olmaktan çekindim. Daha rezil bir şey yaptım. Amerikan filmlerindeki gibi "Taksiiii" diye bağırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii anında şimşekleri üzerimize çektik "Kim bu burjuva?" diye. Şimdi böyle durumlarda mesela gereğinden fazla kaliteli bir kıyafetle halkın arasına karıştığınızda vs. kısaca uçarı bir durumla karşı karşıyaysanız (yeni alınan elbiseyi giyememe telaşı da diyebiliyoruz) bu kriz ortamıyla başa çıkmanın bence en iyi yolu, halk seni nasıl görüyorsa öyle davranmaktır. Yani gündüz gözüne akşam gideceğiniz nikah için grand tuvalet giyinip, ani bir iş dolayısıyla o şekilde şehre inmek durumunda kaldığınızı düşünün. Kim bu opera dinleyen herif? gözüyle bakacaklardır ki siz o durumda inatla "ya hemşo, gardaş, yemişim kıyafetini, üstüme de iğreti durdu, hiç sevmem ki düğünleri de" gibisinden yüksek sesle "aslında Anadolu çocuğuyum" demek istersiniz. Bence bundan rezili yoktur. Öyle durumlarda göründüğün gibi olacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben taksi diye bağırdım durdurdum, "Foruma gidelim bayım" diyerekten, bayım kelimesini kullanaraktan kendime sınıf atlattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksiler benim için hep stres kaynağı. Sürekli olarak beni kazıklamaya çalıştıkları düşünüyorum. Yanlış bir yoldan sokacaklarını vs. Bir de istediğim adresi taksici ya bilmiyorsa? Dalıp gideyim mi hayallerime, yoksa gözümü yoldan ayırmayıp direktifleri mi vereyim, bilemem bir türlü. Stres stres... Konuşan taksiciyi de pek sevmem. "Feleğin çemberinden geçtik" tripleri vardır. Yani düşünün bir tanesi bana kafasındaki eğitim sistemini anlatıyordu. Ona göre 10-11 yaşındaki bir çocuğun zeki olup olmayacağı belli olurmuş, 11 yaşında zeki değilse, okuldan alınıp çalıştırılmalıymış. Einstein diyecektim boş ver dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlardan daha büyük bir stres daha vardır. Taksimetre...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer her zamanki güzergahımdan farklı bir yere gideceksem ve de yol uzunsa, gözüm ikide bir taksimetreye takılıyor. Nedense taksicinin bunu görmesini de istemiyorum. Olur ya hani param yok sanar yanımda vs. Oysa cebimde 300 lira olsa da, beni İstanbul'dan Japonya'ya taksiyle götürecek param olsa da, bakıyorum arkadaş taksimetreye. Merak, ne kadar tutacak, 20'den fazla tutar mı? 30 eder mi? Göte girer mi? Falan filan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksi her haliyle sıkıntı, geriyor beni. Araban olacak bineceksin üstüne...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-1346158468518629209?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/1346158468518629209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=1346158468518629209' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/1346158468518629209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/1346158468518629209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/04/taksi.html' title='Taksi!!!'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-2999719147223663533</id><published>2010-03-23T00:57:00.002+02:00</published><updated>2010-03-23T01:00:56.038+02:00</updated><title type='text'>Fuck</title><content type='html'>It's a fucked up world, what a fucked up place,&lt;br /&gt;Everbody's judged by their fucked up face,&lt;br /&gt;Fucked up dreams, fucked up life,&lt;br /&gt;Fucked up kid, with a fucked up knife&lt;br /&gt;fucked up moms and fucked up dads&lt;br /&gt;Thats a fucked up cop with a fucked up badge&lt;br /&gt;Fucked up job with fucked up pay&lt;br /&gt;Fucked up boss its a fucked up day&lt;br /&gt;Fucked up breast fucked up lies&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ain't it a shame that you can't say FUCK?&lt;br /&gt;Fucks just a word and it's all fucked up&lt;br /&gt;Like a fucked up punk with a fucked up mouth&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;We're all fucked up so whatcha wanna do&lt;br /&gt;Well fucked up me and fucked up you&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-2999719147223663533?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/2999719147223663533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=2999719147223663533' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/2999719147223663533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/2999719147223663533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/03/fuck.html' title='Fuck'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-7427512900845253669</id><published>2010-03-21T16:12:00.002+02:00</published><updated>2010-03-21T16:18:13.418+02:00</updated><title type='text'>Why?</title><content type='html'>Looks like I'm gonna do everything myself&lt;br /&gt;Maybe I could use some help&lt;br /&gt;But what the hell, if you want something done right&lt;br /&gt;You got to do it yourself, right?&lt;br /&gt;Maybe life is up and down,&lt;br /&gt;I crawled up your butt from hell&lt;br /&gt;And that's when things got turn around&lt;br /&gt;You used be alive, now you feel pathetic&lt;br /&gt;But now I get it,&lt;br /&gt;What's done is done just leave it alone and don't regret&lt;br /&gt;Sometime something turn in to dumb thing&lt;br /&gt;And that's when you put your foot down&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Why did I have to go and meet somebody like you?&lt;br /&gt;Why do you have to go and hurt somebody like me?&lt;br /&gt;How could you do somebody like that,&lt;br /&gt;You know that I'm never coming back&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dependin on you is done&lt;br /&gt;Giving to you is done&lt;br /&gt;But hiding from you is done&lt;br /&gt;Lyinf from you is done&lt;br /&gt;No more reasons, no sleeping, no living,&lt;br /&gt;It's all just what giving to you and I'm Done.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Why did I have to go and meet somebody like you?&lt;br /&gt;Why do you have to go and hurt somebody like me?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-7427512900845253669?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/7427512900845253669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=7427512900845253669' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7427512900845253669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7427512900845253669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/03/why.html' title='Why?'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-6540664659352570479</id><published>2010-02-25T12:41:00.002+02:00</published><updated>2010-02-25T12:44:06.784+02:00</updated><title type='text'>Lewis Carroll Büyük Adammış</title><content type='html'>Lewis Carroll veya gerçek adıyla Charles Lutwidge Dodson aslen matematikçidir. Fakat hayatı çoğu spekülasyonlara konu olmuş birisidir, bunların arasında sübyancılık da bulunmaktadır. Nitekim papazlık da yapmış birisi olarak, papazlığın yanında gelen bonusudur bu. Tabii bunların kesin bir kanıtı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lewis Carroll bir matematikçi olmasına rağmen onu asıl ünlü eden yazar kimliğidir. Alice Harikalar Diyarın’da (Alice in Wonderland) adlı eserin yazarı diye tanırız çoğumuz. Fakat bu eser aslında onun matematikçi kimliğinin bir eseridir.&lt;br /&gt;Lewis Carroll gayet aşikarki paralel evrenler olgusunu temel esasta ilk irdeleyen kişilerden birisidir. Alice Harikalar Diyarında adlı eserde, sıkıcı tarih derslerinden vs. sıkılan Alice, hayalini kurduğu Dünya’yı kedisine betimlerken uyuyakalır ve de bu yarattığı evrenin içinde bulur kendini.&lt;br /&gt;Alice birden acele ile oradan oraya koşturan bir beyaz tavşan görür, tavşanın peşinden koşar ve tavşan deliğinden içeri düşer, bu esnada Alice’in etrafından sayılar akmaktadır. Yani rasyonel evreninden çıkıp, matematiğin altmetini olan irrasyonel dünyaya doğru yola çıkmaktadır. Aynı olgu Matrix filminde de işlenmektedir. Alice’in devam kitabı olan Aynanın İçinden’de olduğu gibi Neo, aslında olan irrasyonel dünyasından çıkarken bir aynada kendi silüetine bakar, daha sonrasını Matrix’i izleyen herkes bilir.  Tabii daha sonra Matrix’e her bağlanma evresi bir rasyonelden irrasyonele geçiş sürecidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bunun dışında beni de bu yazıyı yazmaya iten sebep, Lost’un ve yapımcılarının bu büyük adama olan ilgileri. İleride sıkılmazsam aralarında gördüğüm benzerlikleri yazarım fakat şöyle sıradan bir benzerlikle bu basit yazıyı sonlandırayım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Dikkat Spoiler!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle rakamlar olayı, matematik yine Lost'da bence önplanda, şimdi alakasız gibi görünen sayıdizileri ki aslında her sayının bir kişiyi simgelediğini öğrendik, bence çok ilginç bir matematik dizisiyle bağlanacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Lostielerimiz, Faraday’in de gazıyla atom bombasını patlatarak Ada’dan uzaklaşmayı öngördü, başardılar da, ara ara gösterilen paralel evren ile hayatlarının “harika” olduğu versiyonlarına şahit oluyoruz. Locke baba kompleksini yenmiş, çok sevdiği sevgilisi ile evlenme hazırlıklarında, Hurley dünyanın en kara talihli adamı değil, en şanslı adamı. Kate yine eski günlerdeki gibi kanun kaçağı ve kaçmayı başarabiliyor, Jack çocuk babası ve çocuğuyla olan ilişkisi kendi babasıyla olan ilişkisinden çok daha iyi, yani istediği gibi bir baba olmuş Jack. Ancak her birinin öyküsü böyle iyi niyet timsali gibi görünürken, aslında içlerindeki buruklukları, hikayelerindeki boşlukları görebiliyoruz. Mesela Jack’in apandisti, Locke’un hala sakat olması vs. Bu da Alice’in o kurduğu hayal dünyasındaki boşlukları, daha sonra bu acı boşlukları fark edip kırılmasını bizlere gösteriyor. Hayatta her şey istediğimiz gibi olmaz diyerek uyanıyordu Alice ve şükrediyordu, uyanıp rasyonel dünyasında olmasına…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa Lostielerimizin rasyonel dünyaları da pek şükredilecek gibi değil… Kötülük şuan bir adım önde, bekleyip, izleyip göreceğiz. Alice Harikalar Dünyasına mı gitmek isteyecek? Yoksa uyandığına şükür mü edecek?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-6540664659352570479?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/6540664659352570479/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=6540664659352570479' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6540664659352570479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6540664659352570479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/02/lewis-carroll-buyuk-adamms.html' title='Lewis Carroll Büyük Adammış'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-6286129559052196758</id><published>2010-01-19T22:44:00.002+02:00</published><updated>2010-01-19T22:49:04.328+02:00</updated><title type='text'>InDivX'e Saldırmak</title><content type='html'>Her şeyi geçtik, bir de şu hacker bozmaları çıktı. 2 gündür sisteme biri Turkcell 3G olmak üzere 3 noktadan saldırı geliyordu. Bu nedenle günün bir bölümünde ulaşılamaz kaldık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iki forumda, üç-beş tane yöntem öğrenen direk gelip bizim üzerimizde deneme yapar oldu. Bizim memlekette meyve veriyorsan, illa ki taşlanırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha günün anlam ve önemi dersek 3 sene önce bugün, Hrant Dink'in de canına kıydılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da meyve vermeye çalışıyordu, onu da taşladılar... Mekanı cennet olsun ve de onun cesedi üzerinden propaganda yapmak artık bitsin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-6286129559052196758?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/6286129559052196758/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=6286129559052196758' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6286129559052196758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6286129559052196758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/01/indivxe-saldrmak.html' title='InDivX&apos;e Saldırmak'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-3759180249411630238</id><published>2010-01-16T07:32:00.004+02:00</published><updated>2010-01-16T09:22:26.132+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='divxplanet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='divxforever'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eleştiri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yedincigemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turkcealtyaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='indivx'/><title type='text'>InDivX'i Eleştirmek</title><content type='html'>Yazıya InDivX'i anlatarak başlayayım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 1,5 sene kadar önce kurucusu, "üye olmazsan link göstermem, tıklatmazsan link göstermem, okşatmazsan link göstermem" tarzı forumlara lanet edip, sabit bir sayfadan elinden geldiğince link dağıtımı yapmayı planlamış, başlarda hatta "irfree"den bihaberler için ve de irfree'nin o saçma reklamlarından sıkılmışlar için doğrudan onların linklerini kopyalamış... Arkasından prisonbreaktr'den feyz almış ve madem öyle çevirileri de birileri yapsın diye düşünmüş. Sadece bir link atmış "Çeviri Takımları kurulacaktır" şeklinde ve gelen gelmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin çıkış noktası aşırı basit ancak altmetinleri çok daha geniş, DivXForever, Yedincigemi.com gibi siteler etkinliklerini yitirip, birisi ed2k arama motoru diğeri de Sinema sitesi hüviyetine girince, DivXPlanet tam anlamıyla altyazı dünyasında tek başına kalmış. Tabii Prison Break, Heroes, Lost gibi dizileri de çevirmenine hibe etmek gibi bir ahlakları var. Yani adamlar bir anda rakipsiz kalmış, site de, çevirmen de... Tabii böyle rekabetin olmadığı noktada o "rakipsiz" çevirmeni kamçılayacak hiçbir şey yok. Adam kafasına göre altyazıyı çıkarmaya başlamış. Bazen aynı gün ama akşam, bazen ertesi gün, bazen öbür gün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;InDivX başlarda inanılmaz derecede amatör bir şekilde, sade ve sadece altyazıyı gününde çıkarabilmeyi başarıyordu. Fakat altyazılar Allahlıktı yani. Senkron düzenlemesi desen hak getire, anlam hataları hırla... Ancak bir anda tepki oylarını etrafında topladı. "DP'dekiler 2 gün sonra çıkarıyordu, siz anında çıkardınız" gibisinden hayran toplamaya başladı. Tabii bu da bizimkileri iyice kamçıladı. Ne yaptıklarının farkında olmadan giriştikleri bu işte boylarından kat kat büyük sitelerin gözle görünür oranda hitlerini çaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum sanırım kimseyi hoşnut etmedi. Öncelikle çevirmenin zoruna gider ne yalan söyleyeyim. İşini bilmeden yapan bir adamın sırf yapmış olmak için sizin çevirdiğiniz bir filme-diziye çeviri yapması ve yine işini bilmeyen adamlar tarafından takdir görmesi. Dediğim gibi, InDivX boyundan büyük işlere kalkışmış gibi oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim, benim InDivX ile tanışmama... Bir Heroes çevirisi geçmişti elime, inanılmaz hatalarla doluydu. Girdim siteye eleştiri yazdım yorum olarak, arkasından çeviri takımları kurulacak yazısını gördüm. O sırada ben bir South Park bölümü (ilk çeviridir, faciadır) iki de Simpsons bölümü çevirmiştim. Hem işi bilen varsa şunlardan tekniği vs. öğreneyim dedim. Uzunca bir müddet takım çevirilerine karışmadım, geriden izledim... Daha sonra kendi içinde yaşadığı fırtınalardan sonra takım çevirilerine bulaşmaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi "ben yaptım, oldu" diye demiyorum, fakat benim etkin olmaya başladığım dönemlerde, alttan da iyi çevirmenler çıkmaya başladı, CHaleY, Cönk, Manrique, Istar vs. gibi. bluemaniac gibi eskiler işin tekniğini iyice öğrendi ve hafiften etkin olmaya başladılar. Aynı şekilde Valentine vs. gibi çevirmenler de eleştirilerden feyz almasını bilip kendilerini geliştirdiler. Ortaya o eski "Kötü Çevirmenler" topluluğundan ayrı olarak "Vasat ile İyi" arası bir çevirmen güruhu çıktı. Fakat bu çevirmen güruhunu yine diğerlerinden ayıran "Takım" bilincini iyice hafızalarına yerleştirmeleri. Bireysel düşünüp, dizi-film vs. parselleyelim dememeleri... Ego yapmamaları. Gerçi bir ego dürtüsü olmasa, özellikle bizim halkımız gibi sömürgen bir halka neden böyle hizmet edesin, çoktan bıkmış "Allahınızdan bulun" deyip kaçmış olurdu herkes ama ortada bir Takım Egosu ve de &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;dostluk&lt;/span&gt; oluşmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;InDivX'in en büyük avantajıdır işte. Daha birbirimizi yeni tanımaya başladığımızda birkaç buluşma düzenledik. Çabuk kaynaştık. Çeviri sadece "arkadaşlar arasında yapılan küçük bir aktivite" gibi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel zaman git zaman derken bugünlere geldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altyazı camiası içinde sanırım üretken olarak nitelendirilebilen 3 site var şuan. DP-Yedincigemi-InDivX. Turkcealtyazı veya DivXForever'ı saymıyorum. Çünkü Turkcealtyazı'yı da DivXForever'ı da DP'de çevirmenlik yapan insanlar parsellemiş. Yani şöyle söyleyeyim, Emre Bekman bir çeviri yapacağı zaman Turkcealtyazı'da da duyuru veriyor, ancak çevirinin içine www.divxplanet.com yazıyor. Altyazısını öncelikli olarak DP'de paylaştırıyor. TurkceAltyazı'nın da sözümona yöneticileri, başarılı bir yöneticilik yaptıklarını sanıyorlar. (Şimdi değişti gerçi o durum) Aynı şey DivXForever için de geçerli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretken olan 3 site içerisinde sanırım tek şamaroğlanı da InDivX... Yedincigemi gördüğüm kadarıyla eleştirilemiyor çünkü eleştirilecek bir yanları yok. Kendi çabalarıyla çalışıyorlar ve bir iş yaparlarsa, yaptıkları işin en iyisini yapıyorlar çeviri olarak. DivXPlanet ise eleştiri kabul etmiyor diyebilirim... Çünkü siz pohpohlarsanız aylarca-yıllarca, adam yaptığı işin en iyisini yaptığını sanmak gibi bir yanılgıya düşüyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle örneklemelerle anlatayım; (Çevirmen ismi kesinlikle vermeyeceğim, anlayan anlar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir popüler bir çevirmenimiz, popüler bir diziyi çevirmekle meşgul. Aynı diziye başka bir güruh da çeviri yapıyor. O diğer güruh öğlen 1 sularında çeviriyi eklemiş olurken ve de çeviri kusursuzken, diğer gruptaki çevirmen akşam 7 sularında çeviriyi ekliyor ve kalite olarak diğerine eşit düzeyde oluyor. Fakat kendi içlerinde şöyle yorumlar görmek mümkün;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yok böyle bir hız ellerine sağlık XXX"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam mı seçiyorsunuz? Dalga mı geçiyorsunuz? Bunun neresi hız, diğer adam kafadan 6 saat fark atmış?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela çok yakın zamanda bir arkadaşım bir filmi çevirmeye başkoymuş. Yanına da partner aramış ve ben de ona katıldım. Kendime ait olan bölümü çevirdim, verdim. Bu arada diğer çeviriye bir göz atayım dedim. O çeviriyi 3 kişilik bir grup yapmıştı DP'de ve birisi çok popüler bir çevirmen, diğeri ADG öbürü de ADG'nin arkadaşı kontenjanına giriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çeviriyi burada veya başka bir yerde ifşa etmeyeceğim ama 3 kişi toplandınız, bunu mu çıkardınız? demekle yetiniyorum. Üzerime düşeni yaptım, gittim Turkcealtyazi.org'da çeviriyi raporladım. Çeviri kırmızı yapıldı, yöneticinin bana söylediğine göre çevirmeni "hatanın da yağını çıkarmışsınız" demiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çevirmen buna darıldı üzüldüyse, bence çeviri yaptığı mevcut sitenin politikasına bir göz atsın. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Orphan&lt;/span&gt; filmine yaptığımız çeviri o hataların daha naiflerinden dolayı Vasatın Altı olarak işaretlenmişti. Demek ki durum bundan ibaret. Üstelik o rapor ilk 150 satırı içeriyordu, devamını yazmadım dahi, film boyunca yanlış çeviriler gidiyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu yazdığım şey, karşılıklı hata dökmelere neden olacak bir şey. Bir insanda hata arayacaksanız bulursunuz. Nitekim daha önce bunu çok tecrübe ettik. Terminator Salvation filmine bir çeviri yapmıştım. Yaklaşık 6 saatte tamamlandı çeviri. Final dönemimdi ve tekrardan üstünden geçecek ne de kontrol edecek zamanım vardı. İçine yazdım, hatalarım olmuşsa affedin şeklinde. Nitekim çevremdeki kişiler beğendi, pek de üstüne düşmedim. Fakat Turkcealtyazı'daki Nocty ile tatsızlığın da ötesinde şeyler yaşadık. O arkadaş TA'da yöneticiydi ve de aynı zamanda Terminator Salvation'a çeviri duyurusu vermiş. Benim çevirim vasat altı işaretlenmiş. Benim tüm bu olanlardan dahi haberim yok. Sitemiz içinden bir arkadaş da "Neden böyle yaptınız?" gibi bir yazı eklemiş oraya. Arkasından çeviri hataları dökmüşler... Ben bunu asla yapmam, niye yapmam onu anlatayım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri biçimleri içinde binlerce olasılık saklar. Bazı noktalarda çevirmenlerin onlarca tercihi olabilir. Tabii hangisini tercih edeceği, çevirmenin aldığı eğitim-kültür düzeyi-yetiştirilme tarzı-değer yargısı vs. vs. yüzlerce nedene bağlı olarak değişebilir. İşte bizim orada yaşadığımız buydu. Consent Form'u ben Anlaşma olarak çevirmiştim, çünkü adam vücudunu bağışlama karşısında bir şey istiyordu. Nocty ise bunun Rıza Formu olacağı konusunda diretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Tıpla uğraşıyorsanız, sizin için o kağıtların bir ismi, bir anlamı vardır. Ancak eğer halktan birisiyseniz ve birileri sizden bir şeyler karşılığında bir kağıdı doldurmanızı istiyorsa, o sizin için sadece kağıttır ve anlaşmadır. Biz bu konuda onunla bir türlü anlaşamadık, "Yahu sil gitsin altyazıyı" dedim... Çünkü adım gibi biliyorum, benim çevirimin orada durması, Nocty'yi rahatsız edecek, ancak altyazıya verdiği notu da değiştirmeyecek. Daha sonra anca bu şekilde anlaşabildik;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç; ben aynı altyazıyı beklettim. DVD'si çıkınca da beklettim. Nocty gerekli hiti yaptı, çevirisine onlarca senkron yapıldı ve ben aynı altyazıyı DVD-Riplere uyarlayıp altyazı sitelerine ekledim. Her üç sitede de İYİ olarak nitelendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bizim orada yaptığımız, benim Nocty'de hata aramam, onun bende hata araması, hatanın yağını çıkarmak olarak nitelendirilebilirdi. Ancak buradaki, popüler çevirmen arkadaşımızın ve ADG üyemizin çevirisi, hatanın yağını çıkarmak değil, başlı başına hatalar güruhuydu... Şöyle ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İngilizce Metin;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Maestro doesn't instant checkout.&lt;br /&gt;I like the park-and-go.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Arkadaşların çevirisi;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Maestro'da çabuk çıkış yok.&lt;br /&gt;Ben halka açık parkı seviyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Olması gereken;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Maestro'da merkezi kilit yok.&lt;br /&gt;Ben park edip giden tiplerdenim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Not: Maestro otomobil markasıdır. Diyalog öyle gelişmektedir... Sıradan kişinin fark etmesi zor ama çevirmen bunu fark edemiyorsa ortada yanlış bir şeyler vardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğeri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;İngilizce metin;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;We can always use that room&lt;br /&gt;with the ice machine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Arkadaşların çevirisi;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Odayı her zaman buz makinesiyle&lt;br /&gt;birlikte kullanabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Olması gereken;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Şu buz makinesinin olduğu&lt;br /&gt;odayı her daim kullanabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;Not: Çiftimiz sevişmek üzere otel odasına çekilmek istiyorlar fakat adam bir türlü kapıyı açamıyor, kadın da "Ya boş ver gel şu buz makinesinin olduğu odada işimizi görelim" diyor...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse, bu olayda da popüler çevirmenin çevirisi Turkcealtyazı'dan vasatın altı yapılıp silindi, ADG olan üye artık ADG değil... Bilmiyorum bu çeviriden dolayı mı ama insaf!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;InDivX'e gelince ultra-megalaşan Altyazı ve Biçim Kuralları, çeviri kalite ölçütleri, bir popüler çevirmene gelince bu kadar kırılgan mı oluyor? İnsanlara karşı yaptıkları bu ikiyüzlülüğü nasıl ve ne şekilde örtecekler? Çünkü aynı çevirmenin bir başka çevirisine rapor atmıştım ne bana geri dönüş yapıldı ne de çevirmene sanırım ki, aynı hatalar kabak gibi hala orada duruyor. Ne de olsa alternatifi yok... İlla ki çevirmeniz gerekiyor bazılarına hatalarını gösterebilmek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda, DivXPlanet'e üç tane çözüm yolu öneriyorum;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Yedincigemi ile olan ahit gibi, bizden-InDivX'ten altyazı almayın. (Tercihimdir)&lt;br /&gt;2. Altyazılarımıza geçer oyu vermek zorunuza gidecekse, onaysız bırakın. (Bu da olur)&lt;br /&gt;3. Adaletli olun. (O biraz kasar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekşi Sözlük, değer verdiğim ve bazı konularda eleştirini önemsediğim bir sitedir. (Nitekim troll yuvası oldu artık ama) Oradaki eleştirilere de tek tek yanıt vermek istiyorum;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=14562893"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=14562893&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=14621093"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=14621093&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sathaner'i çoğu DivX forumunda görüyorum, Volcano sanırım zaten çevirmen. İkisi de takdir ederler ki çevirmenler sadece zevk aldıkları-beğendikleri yapımları çevirmek isterler. Sırf çeviri olsun diye 1950lerin filmini çevirmek veya kimsenin yüz vermediği bir diziyi-filmi çevirmek kasar. Neden kasar? Çünkü hem dili ağırdır, araştırma ister, hem de o kadar da eğlenceli değildir. Eğlenceli olsa popüler olurdu ve çevirmenleri de olurdu zaten değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15161841"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15161841&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıyoruz o yolu arkadaşım. Sen o entry'i yazdığında, InDivX.Net, 3 aylık bebekti daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15169033"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15169033&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde, yazımın başına dönüyor, daha InDivX o sıralarda çocuktu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15192586"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15192586&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine yazımın başı. Ancak "başka sitelerden çalma" denemez. Sharebus.com diye bir site vardır ya da divxm.com, arkadaşımız sanıyor mu ki oradaki her üye doğrudan tüm linkleri upload etmiş? Kendileri tek tek arıyor tarıyor bir istek olduğunda, başkalarının linklerini dağıtıyor. Zaten InDivX.ORG'un şuanki yapısını incelerse aynı arkadaşımız, tüm linklerin sonunda .indivx.org.part1 vs. gibi görecek... İyi ki çalmışız da iyi ki bu aşamaya gelmişiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(bkz: Çalmak, bkz: Alıntı yapmak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15192718"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15192718&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine ama yine yazımın başı ve (bkz: Amatörlük)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15394282"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15394282&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah şu sıralarda bir altyazımızla izlesen; hatta dur sana bir hikaye anlatayım, Heroes'i öğlen 12 gibi çıkarıyorum ben ve DP artık dayanamadı, çevirmenine hibe etmesine rağmen altyazıyı sitelerine aldı. Onay veremeden silmek zorunda kaldı... Yaklaşık 8 saat fark ve de eşit kalite...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15988176"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15988176&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin DP yavşağı olduğun çok açık, DivXPlanet başlığındaki yazılarından anlaşılabilir. Zaten senin cevabını iki altındaki arkadaş vermiş. Arkadaşın entrysi de Zamanın Ötesine gönderilmiş, tey yavrum tey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zerothh da zaten çevirmen... Onu da pas geçelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=17059396"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=17059396&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun cevabını da altındaki arkadaş vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15492926"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=15492926&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu sona sakladım. Biz hiçbir siteye kendimiz yüklemedik altyazımızı. Turkcealtyazı da aldığında defalarca "silin silin silin" dedik. Silmediler. Dostlarımızın-arkadaşlarımızın kalbini kırdık hatta bu uğurda. Daha sonra yaşanan bir fırtınadan dolayı tek tek silindi altyazılar. Reklam yapmak gibi bir kaygı yoktu anlayacağın. Zaten InDivX.NET sade ve sadece Google'dan besleniyor. DP'de veya TA'da çıkan altyazıdan dolayı hit almamız veya takipçi almamız mümkün değil. Yukarıda anlattığım gibi özellikle DP'de zaten bir önyargı var çevirilerimize karşı. Adam benim çevirime vasat altı diyor, neden takipçim olsun? Ancak bende olan materyalin aynısının TA'da ya da DP'de olması bana nasıl hit kaybettirir farkındasındır sanırım? Şuan için TA ya da DP ile arama motoru bazında kapışmamız mümkün değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan beridir istediğim bu; ALTYAZILARIMIZI RIZAMIZ DIŞINDA ALMAMALARI!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DivXPlanet saygı duyduğum bir oluşum, sevgide mecburiyet yoktur fakat saygıda vardır. Bu sebepten hem DivXForever, hem Yedincigemi, hem Turkcealtyazı hem de DivXPlanet benim gözümde çok onurlu bir iş yapmaktadır. Takdir edeceğim zaman ederim, zaten elimden geldiğimce paylaşımlarda bulundum kendileriyle. Turkcealtyazı'nın Moon ve In the Electric Mist aktivitelerine katıldım, DP'nin Merlin ve Land of Lost aktivitelerine katıldım, filmler hakkında yorumlarımı paylaştım. NeOttoman ile bizzat konuşmuşluğum vardır ve "abi" derim. Saygıda kusur edilemez bu konuda ancak bu altyazı değerlendirme konusunda yapılanlar "Sevgi" bazında benden çok şey aldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuan için sevebildiğim iki oluşum var, InDivX ve Yedincigemi... Diğer oluşumlarda tek tek insan bazında baktığımda DP'de Pirpir (yazı tarzı çok hoşuma gidiyor) ve NeOttoman başta olmak üzere kişi bazında insanları seviyorum, aynı şekil TA için de geçerli Marvel, AlaZi gibi arkadaşlar sevgime nail... Ancak bir laf vardır ya, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"Tek bir Türk Dünya'ye bedeldir, topluluk olarak Türkler Dünya'ya kederdir"&lt;/span&gt; diye, bu iki oluşuma da topluluk olarak baktığımda çok zayıflar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-3759180249411630238?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/3759180249411630238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=3759180249411630238' title='20 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/3759180249411630238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/3759180249411630238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2010/01/indivxi-elestirmek.html' title='InDivX&apos;i Eleştirmek'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-5731150354146759594</id><published>2009-12-16T00:21:00.008+02:00</published><updated>2010-01-05T06:45:29.682+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2 ou 3 choses que je sais d&apos;elle'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='altyazı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='jean-luc godard'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2 or 3 things i know about her'/><title type='text'>2 or 3 Things I Know About Her</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.papermag.com/blogs/2Or3ThingsDVD.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 348px; height: 490px;" src="http://www.papermag.com/blogs/2Or3ThingsDVD.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türkçe meâli "Onun Hakkında Bildiğim 2 ya da 3 Şey" olan orijinal adıyla "2 ou 3 choses que je sais d'elle" Jean-Luc Godard imzalı 1967 yapımı bir film.&lt;br /&gt;Filmde "O" denilen karakter, Paris'in iki yüzünü karakter hali ile Juliet Janson ve onu oynayan aktrist Marina Vlady üzerinden anlatmakta. Film bir nevi dramatize belgesel tadında. 1960'ların Parisinde yaşayan karakterlerin hayatlarından kesitler ve yükselen reklamcılık-ekonomi ve kapitalist zihniyetlerin bununla doğru orantılı halde ahlakî yozlaşmanın, musrifliğin ve fahişeliğin artışından dem vurmakta.&lt;br /&gt;Her şeyin yanında Vietnam'da yükselen savaş sesler, olası Atom Savaşı'nın 60'lar Fransa'sındaki yansımalarını izliyoruz.&lt;br /&gt;Jean-Luc Godard, filmde fısıldayarak anlatıcılık etmekte. Peki, neleri anlatmakta dersek eğer, hemen her şeyi anlatmakta. Parayı, seksi, aşkı, şehri, dil ve telafuzu, savaşı. Fransız yönetmenin bu filmde kanımca en büyük başarısı, dil felsefesini müthiş bir şekilde özümseyip, karakterimize "O"na empoze etmesi. Filmi izlerken, "Aşk" kelimesi farklı bir şekilde telaffuz edilseydi, dilde anlatımı farklı olsaydı, acaba kitleler için daha farklı bir anlam ifade edecek miydi diye sormadan edemiyoruz.&lt;br /&gt;Sonuçta anlam ve anlatım birbirlerinin kökenlerinde yer alırlar fakat telaffuz, anlamın anlatımına verilen ad ise, telaffuzun değişmesi anlamda da değişikliğe yol açar mı? Film boyunca Jean-Luc Godard da bize bunu sordu işte...&lt;br /&gt;Bunca felsefî alt metinlerine rağmen film kanımca görsellik olarak sınıfta kalıyor, Avrupa sinemasının bence en büyük eksikliği, karakterlerin sıradan seçilmesi, doğal davranmaya itilmesi ve de her oyuncunun bunu başaramamasının etkisi. Filmde yan karakterler, halleri tavırları ile çok sırıtıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Wc9IRyd3rOk&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Wc9IRyd3rOk&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="375" height="230"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gelelim çeviri boyutuna;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Filmi yaz aylarında çevirdim ve tam anlamıyla konsantre olduğumu söylemem zor. İşin iyi yanı, dil felsefesine ve Wittgenstein'e karşı az-çok ilgim ve bilgim vardı. Sonuçta bu da çoğu yeri kolay atlatmamı sağladı fakat bu şekilde özellikle Fransız sinemasında kaynak olan altyazıların eksiklikleri canımıza okumuyor değil. Fransızcasından onlarca yeri çıkarmama rağmen birkaç bölüm yine eksikti. Yine işin iyi yanı, gidişatı pek de etkileyen bölümler değildi ve Godard'ın anlatımını yaptığı bölümler tam-takırdı... Sonuç olarak başarılı diyebileceğim bir çeviri ortaya çıktı. İzleme şansına erişecek, sıkılmadan izleyecek kişilere selam eder, iyi seyirler dilerim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-5731150354146759594?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/5731150354146759594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=5731150354146759594' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/5731150354146759594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/5731150354146759594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2009/12/2-or-3-things-i-know-about-her.html' title='2 or 3 Things I Know About Her'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-7229747420181125332</id><published>2009-10-22T04:00:00.003+03:00</published><updated>2009-10-22T06:36:33.935+03:00</updated><title type='text'>Anlamıyorum</title><content type='html'>Abi ben var ya... Anlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş kim çıkardı bu yazın türünü? Perihan Mağden mi? Kendiliğinden mi gelişti? Hep vardı da ben mi yeni fark ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoş aslında yeni fark etmedim, sadece yeni şekillendiriyorum kafamda. Son zamanlarda bloglarında, oralarında-buralarında, vücutlarının muhtelif yerlerinde, kurgusal şeyler yazan, bunları konuşturan kişilere rastlıyorum. Anlamıyorum. Ne yapmaya çalışmış? Neden yapmaya çalışmış? Niye yapmaya çalışmış... Altlarına yorumlar geliyor, "asdada Murtaza'dan sevgiler, o da beni sevdi, ben bugün sıçtım, hadi gittim" Yorum daha da anlaşılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben anlamadığım şeyden nefret ederim arkadaş... Örneğin araba kullanmak. Küçükken hiçbir hevesim yoktu, otomobil kullanmak garip gelirdi... İş yerinde amcalarımız vs. bizlere araba sürdürürlerdi. Tipik bir numaralı Türk insan kişisi davranışı, otururduk aptal aptal direksiyon sallardık, sanki marifet. Ben hiç sevmezdim ancak benden sadece 1 yaş büyük bir ağabeyim, 6 ay da küçük bir kuzen olunca ve onlara karşı ezik kalmamak için... -Hoş bunu eziklik kabul etmem belki ama çocuk yaşta, "Ben araba sürdüm, Fatih sürmedi ehehe" sinir bozucu bir şey- Anlamıyordum, araba neden gaza basınca gider hatta çocuk aklı çok baside indirgiyordum "ben bisikletle de aynı işi görürüm, arabaya ne gerek var" diyordum... Özellikle şu Ramazan'da pide satanların, işportacıların sürdüğü, önüne mal yükleyebildiğiniz büyük bisikletler çocukluk hayalimdi... Hayatımda arabaya hiç yer yok diyordum, ne zaman ki yaş ilerledi, motor nedir ne değildir, formula 1 yarışları vs. arabanın çalışma mantığını anladım o zaman arabayı sevmeye başladım. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;(Oğlum olursa kesinlikle Formula 1 yarışları müptelası yapacağım, o pit stoptaki heyecan, resmen arabayı söküp yeniden takmak vs. bence yaratıcılığı geliştiren hususlardan, kızım olursa da kesinlikle Formula 1 izletmeyeceğim, yüzde 80'i arabadan anlamıor ve itici oluyorlar...)&lt;/span&gt; Kıssadan hisse... Anlamadığım şeyi sevmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem anlamıyorum, anlamaya çalışayım bunları dedim, birkaçına mesaj attım-ayar koydum ne diyorsunuz neden bahsediyorsunuz, anlamıyorum-ne konuştuğunuzu anlamıyorum dedim... ...ve... acı ama gerçek şunu anladım. Kendileri de ne konuştuklarının farkında değil... Sanırım sanata ve sanatçıya hevesliler, birkaç sanat filmi izlemişler, bienallere, fotoğraf-resim sergilerine gitmişler. Bir bok anlamamışlar, "anlamıyorum ama çok sanatsal" mantığına bürünmüşler... Karşındakine ne kadar anlaşılmaz bir şey sunarsan, o kadar iyi yazıyorsun demektir demişler... miş de mişler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ortamda tartışmasını yaparım, sanat toplum için vardır. Topluma hitap etmeyen bir şeyler yaparsan, işine yaramazsa toplumun o nesne... Döner kül tablası-lazımlık vs. olarak kullanır. Her nasıl ki çok değerli bir mücevher, mücevhere değer vermeyen bir toplumda bir lokma ekmekten çok ama çok değersiz ise, senin o anlaşılmaz olduğu çok değerli sandığın şey, toplumun gözünde kağıt-kalem-elektrik-zaman israfı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bastırarak söylüyorum, ben toplumdan birisiyim, bana böyle şeylerle gelmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Watchmen'den harika bir söze bir evrim geçirteyim, "Solunum yetmezliği çeken bir adamın bedenini oksijenin sadece fotoğrafı ne kadar destekliyorsa, sizin de anlamadığını her şeyi sanata yormanız-sanat yaptığınızı sanmanız, toplumun gözünde ancak bu kadar sanat."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeye bakarsın, bir bok anlamazsın... Sonra dikkatli bakarsın, haaa dersin. İşte bu sanat eseridir. İkinci bakışında sanatçının ne hissettiğini anlarsın çünkü. Ben sizlerin yaptıklarına bakıyorum, bir bok anlamıyorum... Dikkatli bakıyorum, meğer siz de bir bok anlamıyormuşsunuz. Yazık diyorum. Kendinize sevgili bulun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-7229747420181125332?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/7229747420181125332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=7229747420181125332' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7229747420181125332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7229747420181125332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2009/10/anlamyorum.html' title='Anlamıyorum'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-6922800942009567690</id><published>2009-10-21T03:19:00.003+03:00</published><updated>2009-10-21T03:36:16.964+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='empty box'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gölgeye övgü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hafıza'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='morphine'/><title type='text'>Unutmamalı...</title><content type='html'>İnsanlar benim gözümde anı ve duygu koleksiyoncularıdır. Her gün yüzlerce ruh haline girip çıkıyoruz gördüğümüz görmediğimiz onlarca olay gerçekleşiyor çevremizde. Belki dikkat etsek her birisi bir anı olacak... Ancak biz en ilginçlerini topluyoruz, her duygudan bir tanesini saklıyoruz o da tabii ki o duygunun doruk noktası oluyor.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Koleksiyonculuğun temel ilkesi... Örneğin para koleksiyoncuları bir banknotu koleksiyonlarına katacaklarsa A serisi olması onlar için birinci şarttır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oysa bu anı koleksiyonculuğunda farklı bir şeyler var. Bazen öyle gereksiz ayrıntılar hafızamızda kalıyor ki... Örneğin koku hafızası... En nefret ettiğim hafıza türü. Çok keskin çünkü. Seneler evvel kullandığım bir deodorantın kokusu bir anda beni alıp, o seneler evvelinin en gereksiz anılarına götürüyor. O süre zarfından bu zamana kadar geçer tüm periyot inanılmaz boş ve gereksiz geçiyormuş gibi geliyor. Karamsarlık yaratıyor nitekim...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de bambaşka bir şey var, bilmiyorum yaşayanınız var mı? Yaşayan varsa yaşadım yazıp cep telefonuma sms olarak göndersin, Nazım Hikmet'ten Yaşadım Diyebilenler için şiiri google'da karşısına çıksın. &lt;i&gt;(Not: Her sms kullandığınız operatörün tarifesine göre değişir, 5000-3000-500-300-Arabada 5-Evde 15 gibi kampanyalara dahilseniz beleşe de gelebilir, mesajınıza karşılık alma garantiniz yoktur. Kıstaslarımız genç-diri ve güzel bir hatun kişisi olmanızdır.)&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hafızam-Anılarım, insanları kategorize ediyor nedendir bilemem... Kişileri özdeşleştiriyorum... Aslında bunu seviyorum. Kolay kolay insan unutmuyorum -bazen hafızamı zorlamam gerekse de- herkesten bir şeyler almaya çalışmak dedikleri bu olsa gerek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha şimdi bunu neden yazıyorum, bir iki gün önce tanıştığım birisi bana Morphine'den Empty Box şarkısını önerdi... Dinledim, beğendim... Albümlerini indirdim. Daha önce bu gruptan haberim yoktu, çok sevdim. Şimdi bu arkadaş belki de hayatımın ilerleyen safhalarında bulunmayacak... Sadece bir msn adresi, bir yüzümtrak olarak kalacak kayıtlarda ancak bu şarkı yüzünden onu asla unutmayacağım... Unutmamalı zaten, sevgiyle anmalı, anılarla gönülleri hoş tutmalı, avutabilmeli...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi bir Empty Box çaldırayım size... Ha bu arada, Google Chrome çok güzel olmuş, çok beğendim. (Blogspot'a ve dolayısıyla Google'a da yağımı çekerim arkadaş)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/BxZPcgH9v6I&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/BxZPcgH9v6I&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-6922800942009567690?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/6922800942009567690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=6922800942009567690' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6922800942009567690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/6922800942009567690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2009/10/unutmamal.html' title='Unutmamalı...'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-8070621108219007328</id><published>2009-10-19T23:20:00.006+03:00</published><updated>2009-10-22T02:57:58.398+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='divxplanet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çeviri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ek$i sozluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='altyazı'/><title type='text'>Ah şu Ekşi Sözlük yazarları ah!</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ah ah şu hiçbir şey bilmeyip her şey hakkında konuşan ekşi sözlük yazarları…&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=17059396&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt;“güzel bir girişim ama gün geçtikçe mantıksızlığa doğru gidiyor. bence tek amaçları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=lost"&gt;&lt;span style="color: rgb(46, 88, 124); text-decoration: none; "&gt;lost&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=prison+break"&gt;&lt;span style="color: rgb(46, 88, 124); text-decoration: none; "&gt;prison break&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=heroes"&gt;&lt;span style="color: rgb(46, 88, 124); text-decoration: none; "&gt;heroes&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt;ve&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=himym"&gt;&lt;span style="color: rgb(46, 88, 124); text-decoration: none; "&gt;himym&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt;gibi dizilerin altyazılarını divxplanet'ten önce çıkartıp sükse yapmaktı. bir nebze olsun başardılar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" line-height: 12px;   font-family:Verdana, sans-serif;font-size:8.5pt;color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;ancak ne zaman prison break bitti, lost uzun bir sezon arası verdi heroes saçmalamaya başlayıp izlenebilirliğini yitirdi o zaman anlamsızlığı daha da ayyuka çıktı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;böyle bir site yapıyorsanız bence izleyici kitlesi olan ama divxplanet'e altyazısı geç düşen dizileri hedef alsalardı çok daha başarılı olurlardı ve daha fazla takdir edilirdi. bilmiyorum lost altyazısı sabah 10'da çıksa nolur 10 kişi bir altyazı için uğraşıyorlar; planet'te ise zaten öğlen 3-4 gibi en kralını sunuyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;bence şu aşamada çok gereksiz bir site hüviyetine büründüler. duyuruda görünce aklıma geldi&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mad+men"&gt;&lt;span style="color: rgb(46, 88, 124); text-decoration: none; "&gt;mad men&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;altyazısı d.planet'te s3e6'da kalmış dizi 10. bölümü yayınlamış. örnekler çoğaltılabilir. divixplanet'in yönetimini eleştirdiğim şey de burada zaten. çok ama çok sayıda çevirmen var ama koordine "0". bir diziye 8-9 kişi çullanıyor 3-4 ayrı site ayrı koldan saldırıyor çok popüler bir dizinin bir bölümünün bir anda piyasada 10-12 tane çevirisi oluyor. x264, 720p derken 15-20 çeviri çıkıyor ortaya.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;uzun lafın kısası bence indivx başta olmak üzere türkçe altyazı çevirisyle uğraşan tüm altyazı siteleri kendilerine çeki düzen verip koordine olmalılardır. e tamam profesyonel değiller gönüllülük esası ile dönüyor tezgah ama olmuyor işte usta. izlenen bir dizinin çevrilmemiş 6-7 bölümü varsa ona karşılık başka bir dizinin bir bölümüne 5-10 çeviri geliyorsa bir yerde hata vardır.&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;çevirmenlere lafım yok. hepsine saygım sonsuz. ama suçun büyük bölümü burunlarından kıl aldırmayan beceriksiz yöneticilerde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;edith: bu entry indivx özelinde tüm altyazı sitelerine genel bir eleştiridir.&lt;/span&gt;”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ben InDivX.NET’te çeviri yapıyorum, ayrıca o burnundan kıl aldırmayan yöneticilerden oluyorum. Teknik hadiselerden hiç anlamam beni oraya Admin diye diktiler, öyle yani…&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;InDivX’ten bugüne kadar 480küsür altyazı çıkmış, tahminim 100’e yakınında parmağım vardır. Bireysel çevirilerimle falan birlikte, “Yönetim” diye ifade edilen kısımdan arkadaşım Cönk’ü de katarsak o sayı 200’e çıkar. Yani öyle yöneticiler burunlarından kıl aldırmıyor bikbik haa ama çevirmenlere lafım yok cikcik… Ulan bilmiyorsun konuşma… Çevirmen dediğin adamdan yönetici oluyor zaten dallama.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ayrıca, geçtiğimiz sezon 13 bölümlük Mad Men çevirisi tıkandığı yerde 3 bölüm İndivx’ten altyazı çıktı… InDivX’ten çıkan kalbur altı dizilere bakalım, 30 Rock, Alf, Bored to Death, Desperate Housewives, Dirty Sexy Money, Entourage, Euroka, Family Guy, Grey’s Anatomy, Hung, Scrubs, Nip/Tuck, Kings, MacGyver, Married with Children, Merlin, Meteor of Path, My Name is Earl, Navy NCIS, One Tree Hill, Pushing Daisies, Smallville, Sons of Anarchy, South Park, Star Trek The Next Generation, Stargate Universe,&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Terminator SCC, The Beautiful Life, The Big Bang Theory, The Forgotten, The Mentalist, The Philanthropist, The Simpsons, Sopranos, The Tudors, The Unit, The Vampire Diaries, True Blood, Two and a Half Men, Warehouse 13, Worst Week…&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdi bu sayılan dizilerde çıkan altyazı adedi, 300’e yakın. Yahu millet, sadece Heroes gününde-Lost gününde siteye uğruyor, sanki bu site sadece Lost çevirisi yapıyor. Bir yönetici ne kadar becerikli olursa olsun, çevirmenini köleleştirebilmeyi becereni çıkmamıştır henüz. N’apim lan kırbaçlayayım mı adamı? Bırak Heroes’i dön git Mad Men çevir diye? Sevmiyor hemşerim adam diziyi ne yaparsın yani? Ne yapabilirsin? Al eline sen çevir demeyeceğim, al eline insanları yönetebiliyorsan böyle ilgilerini başka bir diziye aktartabiliyorsan, sen aktart bakalım.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çok sevilen bir diziye 15 tane çeviri geliyorsa, bir yerde hata vardır… Evet vardır. O da sizin böyle yok yöneticiye lanet, DP yönetimi berbat, InDivX acınası, ama çevirmenler yuppi fiyuu demeniz. Hepsi de o yuppi-fiyuu'ya layık olabilmek için en sevilen ve en kolay dizileri seçiyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Yalnız tüm bunların bir de o malum yöneticilerden bazılarının, bize bazı dizileri bırakmamız yönündeki imalarından sonra, ekşi sözlük’te de indivx’e bir saldırı görmesek şaşırırdık. Ulan herkes mi şark kurnazı oldu… Önce orada burada külüstür çeviri hataları göster kendince. Kandırmasın kimse kendini. Bizi de kandırabilen yok… Salağa yattık geniş olsun, incilerini döksün diye, tek tek döküyor dallamalar işte.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ekşi Sözlüğü severim, ssg yaratmış sonuçta, ama dallamaların ekşi sözlük yazarı olması ve benim hala çaylak olmamdan tiksiniyorum.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Not: Bu yazı o ek$i sozluk yazarı hedef alınarak, mesajı alan yöneticilere itelenmiştir... Sarmalayıp saklasınlar koyunlarında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-8070621108219007328?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/8070621108219007328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=8070621108219007328' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/8070621108219007328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/8070621108219007328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2009/10/ah-su-eksi-sozluk-yazarlar-ah.html' title='Ah şu Ekşi Sözlük yazarları ah!'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-1103273676364509721</id><published>2009-06-21T17:53:00.004+03:00</published><updated>2009-06-21T18:01:34.547+03:00</updated><title type='text'>Benim olacaksın Sophia!</title><content type='html'>&lt;a href="http://userserve-ak.last.fm/serve/500/16153179/Sophia+Somajo+l_d8c73c17886e474337f9a91411a3.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 500px; DISPLAY: block; HEIGHT: 343px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://userserve-ak.last.fm/serve/500/16153179/Sophia+Somajo+l_d8c73c17886e474337f9a91411a3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim olacaksın &lt;strong&gt;Sophia&lt;/strong&gt;! Binicem üstüne, vurucam kırbacı vurucam kırbacı! O değil de nedir bu bizim Türk erkeklerindeki Kuzeyli avrat sevdası? Padişahlarımızda dahi varmış, Kırımdan ve Çerkezlerden seçerlermiş gelinlerini, n'apsınlar tabii Finlandiya'yı İsveç'i keşfedememişler... Oralarda ne cevher olduğunu bilememişler...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her neyse, bu karılar aman yani hatunlar çok hoş oluyor nedense... Ya da bana öyle geliyor... Acaba diyorum, onların bana hoş gelmeleri gibi bizler de yani Güneyli insanları bu Kuzeyli insanlarına hoş geliyor muyuzdur... Ancak benim öyle ne İtalyan Güneylisine benzer bir tipim ne de Ortadoğulu Vahşisine benzer jöleli saçlı karizmam var... Ortalama bir Arjantinliye benzer bir tipim var, hani şu ekonomik krizlerinde yağmalama yapanlar var ya, hah işte onların tipine benzer... Lanet olsun...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-1103273676364509721?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/1103273676364509721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=1103273676364509721' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/1103273676364509721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/1103273676364509721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2009/06/benim-olacaksn-sophia.html' title='Benim olacaksın Sophia!'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-7433702420002342493</id><published>2009-06-15T07:12:00.002+03:00</published><updated>2009-06-15T07:25:13.000+03:00</updated><title type='text'>Nikneymleri kapıp kullanmayan Allahsızlar...</title><content type='html'>Her insan adından memnun değildir. Bu bir gerçektir... Adını büyük harfle yazanlar bile, ulan keşke adım "Vural Kıral", "Adamınamına Koyar" olsaydı gibi fanteziler besler... Doğal olarak isimle değil de "Lakap"la yaşamaya da çok rahat alışır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten Kızılderili, eski Türk, Uzaylı kültüründe, bir birey yaptığı kahramanlıktan vs. sonra aldığı lakap ile yaşar... Ancak şimdi bizlere böyle lakaplar takan pek yok, arkadaş çevresinde takılıyor ama hepsi de Abaza Şerefsiz Goddik Dallama gibi lakaplar olunca, insan kendine Rumuz beğeniyor. Rumuz konusunda da yaratıcılığımız hamamböcüğü kadar. Ya bir oyundan etkilenip ondan alıyoruz, ya bir filmden ya da bir kitaptan... Ha bir de osturduğunda çıkan sesleri rumuz yapanlar var pfffrrrtt, asajaja vs. gibi anlamsız şeyler, en tasvip etmediğimiz model budur. Bunlar bir de övünür, "lan geçen aklıma geldi, dedim bundan güzel nick olur" vs. şeklinde... O aklına hiç adamakıllı bir şey gelmiyor mu acep recep...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayanamıyoruz arkadaş, seçiyoruz kendimize bir rumuz, deliler gibi de seviyoruz onu. Elimizden gelse kimlikte isim hanesine yazdıracağız ama Türkiye'de Galatasaray vs. gibi isimler bile koyulamıyorken çocuğa, bir nick koymak imkansız gibi bir şey. Yine de tutkumuzu kırmıyor, her yerde, her şeyde kullanalım diyoruz ama karşımıza bazı Allahsızlar çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Allahsızlar, gerek mail servisi sağlayıcılarda, gerek böyle blog sitelerinde aklımıza gelebilecek her popüler örgütte bizim o çok sevdiğimiz rumuzumuzu bizden önce kapıyor, haydi kaptın diyelim, haydi senin oldu, haydi iyi bakalım... (Kafa boşluğa bırakılıp sallanır bu güfteler söylenirken, tehditkar bir tavır vardır) Madem aldın, kullan be adam. Alıyorsun ot gibi kalıyor, benim çok sevdiğim nickneymim, senin elinde ortalık malı oluyor, belki bir gün Neo gibi bir şey olacam, birileri Google'a yazdığında adımı, senin dandirik sayfan mı çıksın karşısına? Hoş gerçi, Matrix'deki olay da biraz garip. Neo diye kısa ve akılda kalır bir nick seçmişsin kendine de tüm nette o nickle dolaşabilecen mi be? Hadi iki yeri hackledin, namım duyulsun diye, bir program yazdın diyelim, ilk filmde o gotik tipli heriflere vereyim diye de, bir forumda biriis Neo diye bir nick alıp, senin programını yayıp, Beyler benim programımdır, emeğe saygı duyalım demez mi? Aa benim canım kardeşim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse, bir heves Kastore'i blogspot'ta açayım dedim, ibnenin biri yüzünden hevesim kaçtı, sondaki Kastoree yapmak zorunda kaldım, genç kızların çığlığı gibisinden... /Doğal çok duyuyorum çünküm./&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-7433702420002342493?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/7433702420002342493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=7433702420002342493' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7433702420002342493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7433702420002342493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2009/06/nikneymleri-kapp-kullanmayan-allahszlar.html' title='Nikneymleri kapıp kullanmayan Allahsızlar...'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-4391425571918841390</id><published>2008-07-28T16:13:00.004+03:00</published><updated>2008-12-12T04:21:35.477+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='christian bale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='joker'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='heath ledger'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the joker'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kara şövalye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark knight'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='batman'/><title type='text'>Why so serious?</title><content type='html'>&lt;div&gt;Ben son zamanlarda böyle bir film, böyle bir oyunculuk ve böyle bir karakter izlemedim... Öldüm bittim, göt oldum, bambaşka duygular içerisine girdim. Çıkmaya da hiç niyetim yok... Mekanın cennet olsun Heath Ledger...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5228052877063899922" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SI3GZGxaSxI/AAAAAAAAAAo/vfUpnIXpRAk/s320/Baz%C4%B1+insanlar+sadece+d%C3%BCnyan%C4%B1n+yan%C4%B1%C5%9F%C4%B1n%C4%B1+izlemek+ister.JPG" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;"Bazı insanlar anlaşılmazdır, bazı insanlar sadece dünyanın yanışını izlemek isterler..."&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;The Joker&gt;Batman...&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-4391425571918841390?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/4391425571918841390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=4391425571918841390' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/4391425571918841390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/4391425571918841390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2008/07/why-so-serious.html' title='Why so serious?'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SI3GZGxaSxI/AAAAAAAAAAo/vfUpnIXpRAk/s72-c/Baz%C4%B1+insanlar+sadece+d%C3%BCnyan%C4%B1n+yan%C4%B1%C5%9F%C4%B1n%C4%B1+izlemek+ister.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-4455999552269174077</id><published>2008-07-06T21:49:00.002+03:00</published><updated>2008-07-06T22:00:41.584+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='canım annem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='atari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='memat'/><title type='text'>Atari Televizyonu bozar mı?</title><content type='html'>Atari televizyonu bozar mı? Babam böyle güzel pastayı nerden aldı? Dr. Oetker ne zaman Doçent olacak? Sorular Sorular aklımdaki sorular, at bunları kenara çünkü karşımdaki yeterdi bana! 90 60 90 vücudu var, doya doya bitmez tadı var, kendine arkadaş arıyormuş, aradığı kendine uyacak, dediklerini yapacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Geç bunları da harbiden ailelerimizin en feci mitlerindendi bu. Takarsın atariyi hoplarlardı, zıplarlardı, miniminnacık çocuklarına, miniminnacık gibi görünen ama çok vicdansız olan bu yalanı söylerlerdi. Ne zaman ki tv'nin çalışma prensibini çakmaya başladık, ne alaka lan? dedik... Atari'den uzak tutmak için söylenir mi lan bu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Zaten daha sonra bilgisayar çağına girdik, söylemler yön değiştirmek zorunda kaldı çünkü bilgisayarın tv'ye bilinen bir etkisi yok, Dr. Oetker ama hala araştırıyormuş... Doçentlik tezi bu olucak... Ama annem onu mu bekleyecek, daha bir sürü söylemi vardı onun, ama dinleyene!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bilgisayar radyasyon yayıyor kanser veya gerizekalı olucaksın!"&lt;br /&gt;Her gelen abartı elektirik faturasından sonra, "hep senin bu bilgisayarın yakıyor elektiriği!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabi bunları da yer mi dinler mi bu bünye...&lt;br /&gt;korktuğum tek söylemi vardı annemin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapat o bilgisayarı KIRARIM vallahi KIRARIM!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o kadar ahmet abi dinledik, ya gerçek olursa?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-4455999552269174077?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/4455999552269174077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=4455999552269174077' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/4455999552269174077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/4455999552269174077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2008/07/atari-televizyonu-bozar-m.html' title='Atari Televizyonu bozar mı?'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-2338802019132160924</id><published>2008-07-04T03:59:00.001+03:00</published><updated>2008-07-04T04:01:49.896+03:00</updated><title type='text'>Prometheus vs Melankolik Optimist</title><content type='html'>prometheus'un dünya ile ilgili kötü planlarını melankolik e anlatmasıyla başlar herşey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;prometheus bakalım kimler burda dan herkesin okuduğu başlığı kontrol edecek bir mekanizma bulmuştur, boylece herhangi bir başlık açmaya hazırlanan zirzop u tespit edip ondan once başlığı açmayı hedeflemektedir. boylece sozluk zirzop larının heveslerini kırıcak ve sozlugu karanlığa bulayacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;derken boş bulunduğu bir anda melankolik optimist e olayları aktarmıştır. bir iyilik melaike si olan melankolik bu hain planı bozma çabasına girer ve alakodu nun sürekli yaşadığı host sorunlarının olduğu bir anda prometheus un bir başlığını çalar... zekice ve haince tasarlanan planda dişlilerden biri bozulur boylece plan suya düşer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o gün prometheus un ettiği intikam yemini, ertesi gün herşey de olduğu gibi prometheus tarafından unutulur gider. bu kotu anılar prometheus un 100. başlığını melankolik e ithaf etmesiyle son bulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;the end...&lt;br /&gt;                                                                                           &lt;br /&gt;                                                                                                (&lt;a href="http://www.alakodu.com/yeni/baslikdetay.asp?detay=prometheus"&gt;prometheus&lt;/a&gt;, 26.07.2007 01:38:25)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Götümle güldüm, üzerinden sadece 1 sene geçmesine rağmen insan nasıl da ayol şuna bak resmen çocukmuşum diyebiliyor, inanamıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-2338802019132160924?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/2338802019132160924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=2338802019132160924' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/2338802019132160924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/2338802019132160924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2008/07/prometheus-vs-melankolik-optimist.html' title='Prometheus vs Melankolik Optimist'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-1708904313637723363</id><published>2008-07-03T23:19:00.006+03:00</published><updated>2008-07-04T02:09:11.904+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diablo 3'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diablo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eidos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diablo 2'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='warcraft'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='starcraft'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lara Croft'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tomb Raider'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blizzard'/><title type='text'>Diablo III</title><content type='html'>Bazı şeyler vardır bu hayatta, verdikleri zevki hiçbir şeye değişemezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela sigara, mantık açısından ölçüp tartalım bir şunu, sigara ne yapar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ciğerleri iflas ettirir&lt;br /&gt;-Pis kokar, özellikle bir müddet sonra yünlü bir kıyafete sinen kokusu inanılmaz rahatsız edicidir.&lt;br /&gt;-Dişleri sarartır, dişetlerini morartır.&lt;br /&gt;-Tadı da kötüdür. İnsanın ağzında kötü bir tad bırakır, iştahını kapatır.&lt;br /&gt;-Eğer tiryaki değilse içen, nefesi tıkar, öksürtür tıksırtır.&lt;br /&gt;-Eğer yine tiryaki değilse içen, başını döndürür, midesini bulatır, çünkü nikotin bir zehirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama yine de içene inanılmaz bir zevk verir. Özellikle tıka basa dok olarak kalkılan bir ziyafetten sonra inanılmaz bir hazım zevki verir. Zaten tek iyi yanı budur, hazımsızlığı önler sigara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi içen aman hazımsızlığımı önlesin, şu an çok hazımsızlık çekiyorum bir sigara içeyim bari! diye içmiyor. Sadece sigara içmek için içiyor. İşte buna da tiryakilik deniyor ve bu bir zevk meselesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu genele atalım, kimisi yazmaktan hoşlanır, yazmanın bünyeye herhangi bir faydası olmamasına rağmen, kimisi çizmekten, kimisi gezmekten, kimisi oyunlar oynamaktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunlar oynamak benim konum. Mesela bir futbol, ne kadar spor olsa da bu yapılan ve ne kadar da efor sarfetsen yorulsan da sen onu vücudunu güçlendirmek için yapmıyorsun, zevk alıyorsun. Sadece oynamaktan da değil, izlemekten de zevk alıyorsun. Bu oyun bunun için bana göre. Amatör olarak oynayacaksın, yok yani diğer türlüsünü de denedim, o gereksiz antremanlar, beynin alması gereken glikozu bile kaslara harcamalar falan, ne gereği var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bir başka segmenti bu oyun oynamanın bilgisayar oyunları. Kimisi bunu da profesyonellik haline getiriyor, beyni Counter-Strike'a bağlayanlar var. Bundaki ana amaç iddiacılık, kim daha iyi CS oynuyor merakı ama bir müddet sonra sadistliğe vuranlar var, Fransa'da Cs oynarken kalp krizinden ölen adam gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben oyunu oynamak için oynarım, o nedenden oynadığım oyunlarda uzun soluklu oyunları severim. Tek başıma uzun zamanlar harcamak için oyun başında.. Hal böyle olunca benim için en uygunu RPG (role-playing games)(the person you have called...) ve strateji oyunları oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözümü açtığımdan beridir bu tarz oyunlar oynuyorum. Rage of Mages, Diablo, Enemy Infestation... Bana tadmadığım zevkler vaad ediyor bu tarzlar. Bu tarzda bambaşka bir rolu oynayıp başka bir karakter oluyorsun ve onun macerasında ona eşlik ediyorsun. Onunla yatıp onunla kalkıyorsun, yemeyip yediriyorsun içmeyip içiyorsun... Çok zevkli bir şey bu... Başka karakterlere bürünüp fantezi dünyasında yaşamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu oyunların en ünlüsü olduğu için değil ama Diablo'nun yeri gerçekten farklıdır. İlk Diablo 97'de çıkmış. Biz 98 yılının erken dönemlerinde "97'nin en popüler 10 oyunu" (Most Popular Games in 1997) adlı bir cd grubunu aldığımızda tanışmıştık. Tabi bu Cd grubunun sponsoru, ücretlerini karşılayan amcam olduğu için o izin verdiği zamanlarda oynuyordum, o cd grubunda benim önceliklerim yaşımdan ve işden anlamamandan dolayı NBA 97, NHL 97, FIFA 97'deydi. Amcamın önceliği ise Tomb Raider'daydı, action falandan dolayı. (Ha Tomb Raider'da ayrı efsaneydi ya hey gidi, yazının ilerisinde ona da vurgu yapıcam...) Daha sonraları, diğer oyunları da deneyelim diyerekten tek tek install'lamaya başladık cdleri. Diablo sesleri vs. ile gerçekten etkileyici bir oyundu ve biz oynamaya başladık o sebeple. Şöyle ki o kırmızı şişeleri sağ tıklayarak içeceğimizden haberimiz dahi yoktu, kan havuzları arıyordur tek tek... Amatördük ama inatla oynuyorduk, Catacombs'un 3. Level'ından ileri gidemiyorduk... 2'de butcher elimize veriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra amcam uzun çabalar gösterip Butcher'ı geçemeyince oyunun tüm haklarını bana devretti, o yaşlardaki çocukların en önemli özelliği olan merak olgusu yani benim merakım bizim mihenk taşımız oldu. Merak ede ede tek tek portalları, health'i vs. keşfettim tabi amcama şov yapar gibi gösterdim, oyundan oldum... Amcam oyunu alıp gitti, sonra bitirdikten sonra bana geri verdi. Bitirdiği günü de hatırlarım eve gelmeyip ofisindeki bilgisayarda oyunu oynamıştı yengemi de telefonla arayıp haber verdirmişti, Diablo'yu bitiriyorum diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu devrin gençleri internette o dönemde bu tip zevkleri yaşayan insanların ağzından öğrenip, azıcık da zevk alıp oyundan "vay be baba diablo ne efsane, biz şöyle oynarız böyle oynarız, Paladin'i alarım zeal'e kasarım, bir de holy freeze yaparım, multiplayer yapalım keserim döşerim yapıyorlar." Sinirlerim hopluyor... Bu tip zevkler onlara ait değil. Çünkü işin orjinalinde yani Diablo'nun ilk çıktığı evrelerde kolay kolay kimse internete bağlanamıyordu türkiye'de kimse, gamespot'u açıp ordaki oyun incelemelerine göre oyun almıyordu. Şansına alıyordun bir cd onu da bitirene kadar kasıyordun. İngilizce yeteneklerin sınırlı olduğu için o oyunu bitirmek de baya bir zaman alıyordu... Ancak işte bu Türkiye'nin evlatları için bambaşka bir şeydi Diablo, o derece ingilizce bilgisi istemiyordu zaten Blizzard bunu yapıyor, tıklama uzaklığında oyunlar yapıyor, önce basitliği ve zevkli yönü ile sizi sarıyor, sonra felsefesi ile içine hapsediyor sizi... Bu nedenden bütün Blizzard oyunları efsane oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blizzard bu denli büyük bir şirket olmasına rağmen, (geliri milyar dolara ulaşan çok nadir oyun şirketi var iken piyasada) çok az oyun çıkartıyor piyasaya. Çeşitli konsollarda 10 civarında oyun çıkartmıştır 99'a kadar Blizzard, 2000'den sonra piyasaya yeni oyun değil eski oyunlarının yeni versiyonları ile çıkmaya başlamışlardır. Tabi bu eski oyunlardan kastımız, o 10 kadar oyunun içinde ve her biri tarzlarının en iyisi olmaya aday, Starcraft-Warcraft ve Diablo...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu oyunlar içinde gerçekten çok çaba sarfetmiştir Blizzard, örneğin Starcraft'daki ırklar arası denge şu ana kadar herhangi bir oyunda yerini bulamamıştır henüz... Warcraft çizgi romanımsı tarzı ve Heroları ile Strateji oyunlarının en zevkli oyunu olmayı başarmıştır. Diablo'ya söz yok zaten o herhangi bir tartışma olmaksızın RPG'nin en iyisidir. Blizzard buna rağmen hiç paragözlük yapmayıp yeni ve tamamen farklı bir motorla oyun çıkartırım, zaten Blizzard'ın yaptığı her şey sattı, Starcraft 2'yi cart diye çıkarırım ordan köşe olurum ne koysan yer zaten bu millet, koy götüne gitsin rafa zihniyetine bürünmemiştir. Herkes yalvarırken yeni Starcraft ve Diablo için, çok çok çok çalışarak Diablo II'yi çıkarmışlardır. Ancak gelişim gerçekten gözyaşartıcı şekilde olmuştur ve yine ilki gibi zamanının ötesinde bir oyun oluşturmuşlardır. Gerek senaryosu, gerek oynanabilirliği ve gerek sesleri ile çağından kesinlikle önde olan bir oyundur. İmiltasyonu dahi çıkamayacak seviyede bir oyun üretmiştir Blizzard...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi oyunları içinde geliştirilmesi en kolay olan Warcraft'da yeni sistem istemeyecek şekilde yaptıkları kaliteli rütuşlarla oyunu sürekli geliştirmiş, ancak Starcraft ve Diablo'cuları uzun süre bekletmişlerdir bundan sonra... Bunların içinde açıkçası geliştirilmesi en zor olan Starcraft'tır ki o ırklar arası dengeyi bozmamak ana amaç olmalı ki zaten odur, bunun için sürekli adları geçen X'el Naga'ları oyuna sokmaya çalışmak gayet zor olur ki buna rağmen daha zor bir yol vardır. O dengeleri inanılmaz olan ırklara yeni birimler eklemek. En korkulan şey bu. Çok zor olur cidden dengeyi sağlamak bu tarzla. Ancak Blizzard madem 98'den beridir bekliyorsunuz, 2007'de biz duyurucaz size ve inanın zor olanı yapıcaz demişlerdir... Ben güveniyorum bu adamlar yapar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de insanlar buruktur, Diablo 2'den sonra bir de Diablo 3 istemektedirler de Diablo senaryosunun yeterince cılkı çıkmışken nasıl olacağı, üstelik şimdiki moda olan 3 boyutlu oyun motorlarının arasında Diablo motorunun nasıl yer alacağı merak konusu iken, Blizzard geçtiğimiz günlerde, "tamam lan yapıyoruz anasını satayım tamam mı? alın size bir gameplay videosu" diyerek bizleri sevince boğmuştur... Hareketli 3 boyut kamerası ve yine her Blizzard oyununun en iyi olduğu konu olan sesleri ile yeterince de başarılı olacağı görünüyor... 8 sene beklemiştik zaten bunun için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blizzard'ın böyle 8-10 yıllık araları ki zaten bu aralar daha da uzayacak gibi görünüyor, (Starcraft 2 veya Diablo 3'ün ne zaman piyasaya çıkacağı meçhul çünkü), biz Blizzard sevenleri üzse de aslında doğru olan. Çünkü açıkçası Blizzard'ın ünlü olduğu oyunlarının popülerleşmeye başladığı dönemde oyun camiası yeni yeni arcade oyunlardan kurtulup Pc'ye kastığı dönemlere denk gelme ve o dönemde çağından değil 1, 10-15 adım ileride olan oyunlar çıkmaktaydı. Bunlardan bir örnek de Tomb Raider... Karakteri Lara Croft'un karizması ve popülerliği ile de tam bir fenomen olmuştu bu oyun. Ancak o zaman Eidos ve Core'un yaptığı hatalar ders alınacak şekildeydi. Tomb Raider'ı ilk 96'da çıkarıp köşe olan Eidos, ulan koy götüne girsin rafa diyerek aynı motor üzerinden Tomb Raider II'yi çıkarmış, harbiden rafa girmiş bu oyun ancak olayın şoku insanların üzerinden atıldıktan sonra "EHÖÖ bu ne lan aynısı 1'in hem niye bu kadar çabuk bitiyor bu oyun, kazıklandık mı?" denmiş, Eidos sıçtık bari sıvayalım der gibi Tomb Raider III çıkarmıştır. Ancak yine hemen hemen aynı motorun üzerinden ilerlemesine rağmen Tomb Raider III başarılı olmuş, hakettiği popülerliğe tekrar kavuşmuştur. Bunda Lara Croft ablamızın ayakbastığı bölgeye göre kıyafetini değiştirmesi, karizmasına karizma katması da en önemli etkenlerdendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bundan sonr Eidos yine cozutmuş, 4-5 vs. diye ilerlemiş durmuş, o dönemlerde de çıkan Max Payne vs. Tomb Raider'ın TPS (Third-Person Shooter)(the person you have called...)'daki tahtını sallamış, kırmış dağıtmış atmış, Eidos'a ayarı verip yerine oturtmuştur. Gelişim böyle olmalı demiştir, oyunseverler de... Sonra Eidos bir kaç hamle yapmıştır da Tomb Raider:Underworld'e kadar pek bir şey değişmemiştir. Underworld'un da gameplay trailerları güzel görünüyor ee hadi hayırlısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blizzard ise tam aksine, lan para zaten köpeğim çalışalım yaptığımız işten zevk alalım, zihniyetiyle işe bambaşka bir tad katmıştır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten geçtiğimiz günlerde açıklanan Diablo 3 ile etrafta oluşan sevinç çığlıkları bu işin bir numarası olduklarının kanıtıdır. Ha bu haber üzerine dev bir parti düzenlenmiştir ecnebi memleketlerde (Pariste), gidilememiştir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-1708904313637723363?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/1708904313637723363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=1708904313637723363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/1708904313637723363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/1708904313637723363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2008/07/diablo-iii.html' title='Diablo III'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-903518856806941834</id><published>2008-06-27T16:42:00.004+03:00</published><updated>2008-06-27T17:08:10.115+03:00</updated><title type='text'>My way or the highway</title><content type='html'>Hayatımızı bir şeyleri düzeltmeye adamamalıyız,&lt;br /&gt;2. bir şans verenler bol olur, kaldığınız dersten tekrar geçmeniz için okul fırsat verir, lotoda 5'de kalsanız da 6yı bulabilmeniz için önünüzde haftalar boyu devam eden bir koşu vardır.&lt;br /&gt;Sizden yeri geldiğinde şansınızı değerlendirmenizi beklerler, beceremezsiniz, tekrar denetirler.&lt;br /&gt;Basit bir oyun bu, o şansı kullansanız da yenileri ile sizi zorlayacaklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve siz belki yine başarısız olursunuz, ancak farkına bile varmazsınız çünkü yeni bir fırsat tekrar tekrar tekrar karşınıza çıkar. Hayatınız boyunca yaptığınız bir başka şeyi düzeltme fırsatı koyarlar önünüze...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim yolum, tam bunun karşısında duruyor. Önümüzde her zaman iki seçenek vardır, bunların sonuçlarını önceden kestirebilseydik kaderimize gerçekten hükmedebilirdik. Ancak işin esprisi burda, hükmedeğimiz-hükmedemeyeceğiz bir şeye inanarak, yenilgiyi kabul etmişiz... İsyan eden sanırım bir tek iblisler olmuş. Belki de isyan etmek de onların elinde olan bir şey değildi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı yalanlarımızı düzeltemeyiz. Yapabileceğimiz tek şey kabullenmek. Hepsi bu. İnkar etmemeliyiz. Artık kabullenmeliyiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parça parça yok oluyoruz, yok ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de Umrumda değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan geride bırakacakları adına yaşamamalı, ismini duyurmak ona asla bir elmayı ısırdığı zamanki hissi vermeyecek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-903518856806941834?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/903518856806941834/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=903518856806941834' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/903518856806941834'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/903518856806941834'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2008/06/my-way-or-highway.html' title='My way or the highway'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-4148695190919718624</id><published>2008-06-25T00:55:00.005+03:00</published><updated>2008-12-12T04:21:35.938+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rage of mages'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eşcinsel peter pan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eski kasa internet siteleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ek$i sozluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ikissyou mahir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='heroes of might and magic'/><title type='text'>Anam yirim!</title><content type='html'>Benim bu internet ortamında en beğendiğim şeylerden birisi microsoft office yardımıyla yapılmış edası uyandıran &lt;strong&gt;eski kasa internet adresleri&lt;/strong&gt;. Sayıları çok az artık onların. İnternet'in potansiyeli çılgınlar gibi patlayınca reklam ajansı gibi şirketler internet sitelerini yönetir oldu. Tabi en önemli izlenim dışgörünüş olduğu için uzay çağında siteler tasarladılar bizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ben karşıyım 10 sene içerisinde bu kadar gelişilmesine. Kapitalist dünyanın düzeni bu, sürekli olarak insan kendini geliştirmek zorunda hissediyor ama önce bir şunun tadını çıkarsaydık be kardeşim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eski kasa internet sitelerine verebileceğim ilk örnek &lt;strong&gt;ek$i sözlük&lt;/strong&gt; olur. Yazarların vs. amatörce, bir heves yarattıkları temalar göze gerçekten hoş geliyor. Ancak artık ekşi sözlük hayvanlar gibi reklam aldığı için iki de bir karşısınıza o şirin sade görüntü yerine ebesinin amı markasının ürünü-sloganı geliyor. Dön bebeğim diyorsun dönüyor Allah'tan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında benim bu merakıma sanal alemde ana rahmine dönüş sendromu diyebiliriz. Ben başladığım yere dönmek istiyorum. O ilk bilgisayara sahip olduğum zamana, o zaman oynadığım oyunlara... Ancak ne yaparsanız yapın o zevki vermiyor hiç bir şey... Üstelik bunda bir diğer etken de artık her şeyin insanın gözüne daha basit görünmesi. Eskiden teknoloji kullanmak, internete girmek olağanüstü birşeydi. Kendini ayrıcalıklı hissediyordun. Artık gerçekten dünyayla bağlantı kurabiliyorum diyordun. Kendini kandırıyordun anlıyacağın... Bu gerçeklerle yüzleştikten sonra, yani internet sadece ve sadece msn olduğunda hayatında, gerçekten yıkılıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o eski heyecanı arıyorum...&lt;br /&gt;Bu ruh halimi körükleyen beni geçmişe götüren ise yine ek$i sözlük oldu. İnternet fenomenlerini ortaya döken bir başlık vardı. İşte bir anda "ahaha ben bunları biliyorum ya harika eskiden bunlara gülerdik dimi" diye atladım olaya... Yalnız bende bir anda hayal kırıklığı yaratan bir hadise oldu bu olay. Eskiden 56k bağlantı ile 2-3 dakikada açılan sayfa, ışık hızında karşıma geldi. Tokat gibi çarptı, elimi suratıma götürdüm şaşkın bir ifadeyle "noluyor lan" dedim, eline koluna hakim ol diye çıkıştım... Gerçekten çok üzülmüştüm, eskiden binbir heyecanla girdiğimiz sitelerin bok gibi yere yapıştığını gördüğümde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ikissyou.org/resimler_buraya/BANNER.BMP"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.ikissyou.org/resimler_buraya/BANNER.BMP" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Mahir'in sitesi mesela, toplasan siteyi 1 mb etmez tüm belleği ile, oysa biz bu adamın sitesine girip, resimlerinin yüklenmesini bekleyene kadar anamız ağlıyordu. İnsan gülmek için bu kadar bekleyemez.&lt;br /&gt;Ondan sonra &lt;strong&gt;pokeimam...&lt;/strong&gt; ilk izlemeye kalktığımda 25 dakika beklediğimi hatırlarım. Yüklenmiyordu ki, dondu sanıyordunuz üstelik, internet o denli faciaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bu tip sitelere merakımın bir diğer ayağı, ilk oyunlarıma sahip olduğumda onları oynarken, networking vs. yazılarına öyle bakardım. Bunlar da ne işe yarıyor acaba diye. Bilmezdim ki nete bağlanıyormuş. Uzun süre hiç uğramadım bile onlara, sonra bir gün "&lt;strong&gt;heroes of might and magic II&lt;/strong&gt;" adlı oyunumda denedim, internet explorer'ı açmaya çalıştığını farkettim. Sonra bir gün bir cesaret taktım 56k'yı bağlandım. Büyülenmiştim. İnsana bambaşka hisler veriyordu. Allah'ım şu anda 3do dolaylı yoldan da olsa benim farkıma varıyor. Benim de homm oynadığım biliniyor diyordum... Çok güzel hislerdi bunlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5215577054109759058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SGFzsojj9lI/AAAAAAAAAAY/3tDGhXsUTtk/s320/title.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.heroesofmightandmagic.com/heroes2/heroesofmightandmagic2ii.shtml"&gt;http://www.heroesofmightandmagic.com/heroes2/heroesofmightandmagic2ii.shtml&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;girin bakın adrese, sadeliğe-şıklığa bakın. Kim heyecanlanmazdı ki. Oysa şu an sadece oyunun özelliklerini anlatan bir sayfa bıraktılar Heroes2'den... Ona rağmen insanı heyecanlandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında Rage of Mages adlı oyunun internet adresi de benim en beğendiğim adreslerden birisidir.&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.rageofmages.com/img/geto-hed.gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.rageofmages.com/"&gt;http://www.rageofmages.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aşağıda Rage of Mages:Necromancer Coming soon&lt;/strong&gt; yazar, oysa ben o oyunu ortaokul 2'de iken, alıp oynayıp bitirdim. Sanki adamlar sesimi duyuyorda ne güncelliyor ne de yayından kaldırıyor. Zevk aldığımı biliyorlar sanki bundan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarz tadları, büyük üniversitelerin tez konularını yayınladıkları adreslerinde bulabiliriz. Adamlar internetin ilk kullanıcıları ve networking ile bilgilerini ilk paylaşanlar. Üstelik bu tip eserler üzerinde yayın hakkı vs. gibi çok önemli değişiklik yapmayı kısıtlayan unsurlar olduğu için, adresleri güncellemekte sorun oluyor. 1995'de yapılan adres ilk günkü gibi kalakalıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra o tadları bir de çocukları hedef kitle olarak gören sitelerde vs. görüyoruz. Anne babalar çocukları için bir site yapıyor, doğrudan microsoft office üzerinden gidiyorlar... Tabi çok tatlı sade şirin bir internet sitesi çıkıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha sonra bazı istisnalar da yok değil. Aslına bakarsanız içerik olarak pek şirin sayılmayacak adresler var ancak tasarımları hoşuma gidiyor işte naparsın... mesela &lt;strong&gt;eşcinsel peter pan&lt;/strong&gt;'ın sitesi;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.pixyland.org/peterpan/"&gt;http://www.pixyland.org/peterpan/&lt;/a&gt; bu adam takribi kurduğundan beridir aynı konsept üzerinde çalışıyor. İçerik olarak pek şirin değil diyorum, adamın cinsel tercihi değil sorun olan, çakalın bu tip tripler üzerinden işi ticarete dökmesi. Osursan para istiyor sitede...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-4148695190919718624?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/4148695190919718624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=4148695190919718624' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/4148695190919718624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/4148695190919718624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2008/06/anam-yirim.html' title='Anam yirim!'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SGFzsojj9lI/AAAAAAAAAAY/3tDGhXsUTtk/s72-c/title.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-3470751555157986201</id><published>2008-06-25T00:12:00.000+03:00</published><updated>2008-06-25T00:17:00.279+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ikametgah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vesikalık fotoğraf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oryantasyon'/><title type='text'>ııı şey merhaba...</title><content type='html'>merhaba, adım mahmut, 25 yaşındayım, ameleyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mümkünse blog yazıcaktım, 6 vesikalık fotoğraf-ikametgah ilmuhaberi-kızlık kağıdımla birlikte geldim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karşımda mahkeme suratlı insanlar görmeyi umuyordum ama görmedim. çok sevindim. karşımda insan yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu benim 2. blog denemem, blogcu.kom'daki ilkine lağnet ettim o sebepten burdayım. autocad kibin ctrl+z ile bunda yaptıgın değişikliği geri alabiliyon, çok sevdim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse siktirolup gideyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-3470751555157986201?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/3470751555157986201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=3470751555157986201' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/3470751555157986201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/3470751555157986201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2008/06/ey-merhaba.html' title='ııı şey merhaba...'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-2038327496813602762</id><published>2008-05-16T17:16:00.000+03:00</published><updated>2008-06-25T17:13:24.040+03:00</updated><title type='text'>Rüya</title><content type='html'>İnsan beyni enterasan bir şey Allah canımı alsın... Hep bir geyik var ya, beynimizin %4ünü kullanıyoruz falan, ulan aptal aslında %100'ünü kullanıyorsun, ancak sadece %4ü etkin, diğerleri sadece sıvı alışverişini sağlıyor %4lük kısıma, ama her neyse işte o bi-iki kiloluk nesnenin, sadece %4ü insanı nasıl böyle etkin kılabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanı geçtim, hayvanlarda da böyle... Hala basit bir canlının beynini taklit edebilecek mikroçipi üretemedik mesela, ordan ele alalım. Asimo denen bir robot yapıldı, yapay zekası gerizekalı bir hamamböceği kadar bile yok. Beyin önemli bir şey, farkedildiği üzere... Üstelik ne ilginçtir ki, kendi beyni dahi insana fazla gelebiliyor. Beyin bizim vücudumuzun potansiyelinden çok daha fazlasına sahip. Bunu kanıtlayan en önemli kaynak ise rüyalarımız... İnsanın tüm vücudu çökmüş iken, uykuda iken, beyni hala çalışmaya devam ediyor. Bütün hayatımız boyunca gördüğümüz-yaşadığımız imajları-olayları kurgulayıp, başka bir dünya yaratıyor bize... Harbiden olağanüstü bir olay amınakoyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız bende ki beyni aldırmayı düşünüyorum. Çünkü bana adam gibi bir rüya gördürdüğü yok. Hep abuk subuk rüyalar. Geçen gün rüyamda adam doğruyordum, niye bilmiyorum elime vermişler kemik testeresini, kes bacağını diyorlar, bunu diyen de öz-be-öz abim, ben de haydi bismillah diyorum, girişiyorum hiç tanımadığım bir suratın ayağına... adamı resmen doğradım, sabah uyandığımda yüzümü yıkamak için lavaboya gitmeye bile cesaret edemedim. Kusmaya ramak kalmıştı... Tövbe çektim, 3 kulfü bir elham... Bir de su tamamdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam o rüyanın etkisini atlatmıştım ki, bugün gördüğüm rüya dumurlardan dumur beğenmeme neden olacak cinsten. Karl Heinz Feldkamp Beşiktaş'ın teknik direktörüymüş, yardımcı antrenörlük için de gazeteye ilan veriyorlar, ben de başvuruyorum ve beni seçiyor Feldkamp, üstelik güya beni de çok seviyor ve dertleşiyor benle, oysa ben gram almanca bilmiyorum. Adam Almanca onlarca şey sayıyor bana, ben rüyamda, ulan gram Almanca bilmiyorsun fatih, üstelik adamla sohbetlerinde tek yaptığın sırıtmak, kendine gel, hem bu senin rüyan, almanca da konuşabilirsin diyorum, ve başlıyorum Almanca konuşmaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm rüya boyunca Almanca konuştum, ne dedim ne oldu ne bitti, ben de bir bok anlamadım... Almanca dublajlı bir filmi izlemiş gibi izledim kendi rüyamı... Sabah uyanınca rüyadan çıkınca da izlediğim en kötü filmdi deyip, imdb'de 1 puanı döşedim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-2038327496813602762?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/2038327496813602762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=2038327496813602762' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/2038327496813602762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/2038327496813602762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2008/05/rya.html' title='Rüya'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-7419192614488233405</id><published>2008-05-05T02:15:00.000+03:00</published><updated>2008-06-25T17:20:31.464+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blogcu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teknoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='1 mayıs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='işçi bayramı'/><title type='text'>Nereye Koşuyorsunuz?</title><content type='html'>Çok acaip bir memlekette yaşıyoruz, 5 mayıs tarihinin erken saatlerindeyiz, 1 mayıs'ın üzerinden 4 gün geçmiş durumda...&lt;br /&gt;1 Mayıs Dünya işçi bayramıdır, enternasyonal bir bayram, biz 1 Mayıs diye kutlarız, elin adamı May Day der bu güne, hani şu uçak düşerken mayday mayday derler ya onun gibi bir şey işte... İşçilerin Mayday diye bağırdıkları bir gündür bir nevi... Haklarını isterler, köle olmadıklarını belirtirler.&lt;br /&gt;May Day'in tarihçesi de 19. yy Amerikasına dayanır, bu yazıyı okuma ihtimali  bir çok kişi benden daha iyi biliyordur bu olayları, o zamanlar çalışma saatleri günışığına göre ayarlanırmış, yani gündoğumu iş başı yapılır, günbatımı iş bırakılırmış, bu da en azından günde 12 saat çalışmak anlamına geliyor, daha sonra işçiler bunun 8 saat olması için 1 mayıs 1886'da ilk iş bırakmalara başladılar, bir çoğu politik bir çoğu sadece tarihsel bir takım olaylardan sonra 1 mayıs 1890'dan beridir bu gün enternasyonel bir bayrama dönüştü. Bu olayı simgeselleştiren ise, ilk defa beyazlarla zenciler o günün amerikasında omuz omuza yürümüşlerdi, bu da günümüzün de devam eden bir çok önyargısına son vermesi açısından iyi bir sembol olmuştu...&lt;br /&gt;Dönüyoruz günümüze, 1 Mayıs olaylarına bakıyoruz, orada yıkılan bazı önyargılar günümüzde ne de ateşli yaşanıyor, ağzımız açık izliyoruz...&lt;br /&gt;1 mayıs bir işçi ve emekçi hareketidir, evet. Ancak günümüzün şartlarında o anlatılan şekilde emekçiler kalmadı, sendikalaşma ve dernekleşme bunun bu hale gelmesinde en önemli etken, tabi biraz da global dünyanın etkisi. Artık insanlar istese de-istemese de ekonominin tüm dengeleri bilgisayar çiplerine bağlı, umumi tuvaleti kullanırken bile kredi kartı kullanan bir tüketici toplum var iken, elbetteki üreticilikte 1ler ve 0lar dünyasında yaşayacak, bilgisayar dünyasının basit önermeleri tüm dünyaya hükmedecektir. Artık kurlar vs. borsa işlemleri ile insan sadece işgücü olmuştur, insan kendi kendisini bir zamanlar isyan ettiği şeye çevirmiştir... İşgücü...&lt;br /&gt;Yaşadığımız şartlarda ne artık ideolojiler geçerli ne de evrensel bir dünya okuması. Hal böyle olunca insana başarının anahtarlarını gösterdiklerini iddia eden, Ferrarisini satan bilge, The Secret gibi kitaplar bestseller olur, saçma sapan okumalar dünyamızı yönlendiriyor. Erkekler Men's Health dergisi okuyup uygulamaya çalışıyor. Bunların hiç birini yapmamışsanız kendinizi iyi hissetmeyin ki ülkemizin ve dünyanın büyük çoğunluğu zaten okumamıştır bunları fakat bir düşünün... Adam Smith der ki; "Birey kendi çıkarı peşinde koşarken, sıklıkla, katkıda bulunmaya niyetleneceğinden çok daha etkin olarak topluma katkıda bulunur." Adam çok güzel söylemiş, aramızdaki samimiyetten dolayı adam demedim, insan anlamında adam...&lt;br /&gt;Adam Smith'in gözden kaçırdığı nokta, kişi kendi çıkarı peşinde koşarken ahlak sınırlarını aşmamak şartıyla koştuğu vakit, topluma katkıda bulunur. Nitekim ne kadar ahlaksızda olsa sürekli olarak teknolojiyi geliştirme eğiliminde olan bu kapitalistler dünyamızı öyle bir hale getirmiştir ki, işçi sınıfının nesli tükenmiştir. Çünkü eğer işçi sınıfının da elinde bir miktar para varsa o miktar çok az da bile olsa, kendisine hizmet edicek köleler bulabilmekte, bir müddet olsa kendini tatmin edebilmekte... Şu an elinde 5 milyar olup, bir bankaya giden bir insan, o bankanın müdüründen tut, veznecisine kadar baştacı ediliyor, paranızla şunu yaparız şöyle kazanırsınız bunu yaparız böyle yaparsınız, teminatlar, götyalamalar havada uçuşuyor... Diyorum ya artık bu dünyaya 1ler ve 0lar hükmediyor, bankacının işlem yapabilmesi için önündeki bilgisayar resmen tehdit ediyor onu, bak kotanı dolduramadın amınakoyarım senin müdüre şikayet ederim diyor, müdürün önündeki bilgisayar da genel müdürlüğü şikayet ediyor, genel müdürlükteki bilgisayar, maliyeye, maliyedeki bakanlığa vs. vs. vs. ...&lt;br /&gt;Sonra Adam Smith'in ters kutbundakiler var Marx ve Marxçılar... Onlar ise hala işçi sınıfın neslinin tükenmediğini iddia ediyor, daha da güçlendiğini ve eninde sonunda sosyalizmin dünyaya hükmedeceğini iddia ediyorlar. Bence bu yüzden ütopik bir oluşum, olmasını ister miydim isterdim, görmek istediğim değişimin içinde bulunur muyum peki? Ben Gandhi değilim... Onun sözü ne kadar güzel de olsa, yapabileceğim bir iş değil bu...&lt;br /&gt;Neden yapamayacağım, yapamayacağımız sorusunun cevabına gelince, bir kere sosyalizm kendi dayanak kaynakları ile ters düşmekte, sosyalizm ve komunizm'in tek dayanak kaynakları tek dinleri akıl ve bilim... İşte bizi bu durumlara getiren de aklımız ve bilimimiz, maalesef çok zeki insanlar zekalarını genelde başka zekalar üzerinde etki sahibi olmak için kullanıyorlar. Kitap yazıyorlar, film yapıyorlar, politikaya atılıyorlar, yeni bir şey icat ediyorlar, ama tüm bunları yaparken önceden üretilmiş olan bir fikrin üzerinden gidiyorlar, ki bilimin gerçeği de budur ya eskisini geliştirirsin ya da yok edersin, hal böyle olunca pek de yeni şeyler ortaya çıkmıyor, sen ben o da diyoruz vallahi aklımıza gelmişti vs. diye mesela bulunan her yeni şeyin Kuran'da yazdığını söyleyen geyikçiler gibi, ama sonuç olarak dünya son 50 yıldır değişmiyor...&lt;br /&gt;Sosyalizm'in dayanak kaynağı olan akıl ve bilim sürekli olarak teknolojiyi ilerletip bugünlere getirdi, marx paranın egemenliği yok olacak dedi insanlığın doğal süreci olarak bunu gösterdi, insanlar parayı yok edip kredi kartını buldu, onları da renklerdirdi platin-gold-öğrenci vs. diye insanları sınıf sınıf ayırdı... Sınıflar görünen haliyle yok ama kredi kartlarımızda, pasolarımızda her yerde var, ve artık bizler sınıflarımızla gurur duyar hale gelmişiz. Şu an bir insana emekçisin desen gurur duyar, duymaması olağandışı değil, emekçilik kötü diye demiyorum, adam gurur duyar çünkü en azından emekçidir veya emeklidir. işsiz değildir. Çünkü kafasını kaldırıp çevresine baktığında gördüğü her yüz emekçidir, peki kim bu emekçileri yöneten diye baktığı kişilerde genelde emekçidir, patronlar emekçi, kanun önünde cumhurbaşkanı bile emekçi... Bunların hepsini yöneten ise bizim yazdığımız kitaplar, bizim oluşturdugumuz teknoloji...&lt;br /&gt;Evet sosyalizmde akıl ve bilim sınıf farklarını yok edicekti, dinleri ve onların kendilerince güya metafizik saçmalıklarını bilim yoluyla yok edicekti, milliyetçilik vs. hepsi yok olup gidecekti... Ancak yapılan teknoloji bu tip şeyleri daha da güçlendirdi, artık insanlar görmedikleri bir bluetooth ağı ile mesajlaşıyor, bu kadar mikro nesnelerden daha büyük objeler ortaya çıkarmak insanı daha makro düşünmeye yönlendiriyor, hükmettiğimiz evrenin hükmedemediğimizden ne kadar da fazla olduğu ortaya çıkıyor, tabi bunlar da insanların kafasını karıştırmaktan başka bir işe yaramıyor. İnsanlar daha fazlasına hükmetmeye çalışıyor, bu da Marx'ın bahsettiği o melek insan'dan çok fazlası... Kimse artık sınırlarının içine hapsolmak istemiyor, yapacağı her eylem karşısındakine zarar verecek olsa bile inatla yapıyor, eylemsiz kalmak insana göre değil artık. Tabi bu durumda Adam Smith'in de bahsettiği insandan uzağız... Topluma katkı amacını taşımasak bile yaptığımız her şeyin toplum yararına olduğu en azından Sosyalizm ve Komunizm kadar ütopik bir şey...&lt;br /&gt;Bütün bunları kanıtlayan olaylar yaşadık bundan 4 gün kadar önce... İnsanı sınırlayan devlet, ısrarla taksim'i bu işe bulaştırmayın dedi, sınırlara gelmek istemeyen toplum ise ısrarla taksim'i istedi... Belki de en basit olan bu yasağı özgürlüklerinin önündeki bir engel olarak algıladılar ve yasağı koyanı faşizmle suçladılar. Dolayısıyla yasak koyucunun da tepkisi oldu... Orantısız bir tepki çünkü onlar da olmadıkları bir şey yerine konduklarını, bu yolla kendilerinin sınırlandırıldıklarını hissettiler... Kimse sınırlara katlanamıyor artık...&lt;br /&gt;Sınırlar kalkıcak sloganı da aslında sosyalistlerin sloganı... Burada bahsedilen devlet vs. gibi oluşumların yok olacağıydı, ama biz diğer türlü de algılayabiliriz... Çünkü devletler ve onların koydukları yasaklar, Marksist düşünce'nin önündeki sınırlar olarak algılanıyor. Sosyalizmin, dünya ölçeğinde yaşatılması gerektiğini düşünüyorlar... Peki alakasız olsa bile bu akıllara "Kişisel özgürlükler, bir başka bireyin kişisel özgürlüklerinin başladığı yerde son bulur." sözünü akıllara getirmiyor mu? Mesela bir yahudi toplumunu ele alalım, kendi içlerinde inanılmaz bir organizsyonla kenetlenmiş bir toplum bu yahudi toplumu... Kitlesel olarak kabul görse ve uygulanmaya başlansa bile sosyalizm idesi, ben inanmıyorum ki bu adamlar o kitlelere katılsın... Herhangi bir şekilde ikna etmekte mümkün olmaz bu adamları bambaşka bir bağla bağlılar birbirlerine... Nitekim bunun sonucunda o büyük kitle tarafıdan tehdit olarak algılanılacaklar... Olay sadece yahudi toplumuna özgü değil, şu an bir çok ülkede Komunist kelimesi küfür gibi kullanılıyor...&lt;br /&gt;Aslında birbirimize baktığımızda herkesi günümüzde tehdit olarak algılıyoruz... tek dostumuz olarak ise bilgisayarımızı-cep telefonumuzu ve onlarla aramızda bağlı olan insanları görüyoruz. Onların birbirimize bağladıklarını değil... Asıl tehdit ise bu bence... Bu kadar kendimizi geliştirmiş iken, daha basit bir topluma geçmek istemiyoruz. Kendimizi emekçi olarak bile görmez iken, neden emekçilerin hakim olduğu bir toplum isteyelim ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ps: Blogcu.com'daki daha önce yazdığım yazımın aktarılmış halidir, lanet olsun blogcu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-7419192614488233405?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/7419192614488233405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=7419192614488233405' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7419192614488233405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/7419192614488233405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2008/05/nereye-kouyorsunuz.html' title='Nereye Koşuyorsunuz?'/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2055932843137194278.post-5182280399000892943</id><published>2008-04-28T02:53:00.001+03:00</published><updated>2008-06-25T17:25:10.024+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alakodu'/><title type='text'></title><content type='html'>Saat geceyarısı 2.45;&lt;br /&gt;Yarın Bilgisayarlı Sunum Teknikleri dersimin teslimi var, çizimleri hallettik Allah'a çok şükür amma velakin çıktı alabilmek için en geç saat 8.30'da ataköy'de bulunmam gerek... yani en azından saat 7.30'da uyanmam gerek ve yani bu şu anlama geliyor ki gecenin bu saatinde uyuyor olmam gerekti, bu yazı yazıyor olmam değil...&lt;br /&gt;Naparsın işte, gecenin bir yarısı garip garip düşüncelerin insanı nerden vuracağı belli olmuyor. Şöyle bir baktım son bir sene içinde okul dışında en çok neye zaman verdin procuğum dedim, farkettim ki bu siteciğe vermişim zamanı ve emeği...&lt;br /&gt;Emek kelimesi göreceli bir kavram tabi ama &lt;a href="http://www.alakodu.com/"&gt;www.alakodu.com&lt;/a&gt; adlı adrese baya vakit harcamıştım ben, ve bana tek net arkadaşlarımı kazandırdı. Bunca zamandır ki bu en azından 2002 tarihinden başlar, nette takılıyorum ediyorum, siberalemleri dolaşıyorum, daha önceleri komikaze.net'e girip mongol mongol erdil yaşaroğlu karikatürlerine gülerdim, pokeimam'ı onlarca defa izlemiştim, sonra az biraz ingilizce öğrendim bu kez youtube, metacafe gibi sitelerden mad tv eserlerine, çılgın gençlere kahkahalarla güldüm, ama her seferinde bilgisayarın başından kahkahalarla kalkarken, sandalyemin başından ayrıldığımda ağzımdan tke çıkan "ahahaha salaklaaear!" oluyordu. Bana çok saçma geliyordu bu netten insanların kendilerini pazarlama teknikleri, chat vs. gibi taraklarda asla bezim olmadı, sadece lise arkadaşlarımla kendimizi kız gibi tanıtıp andavalların yavşayışını izleyip gülüyorduk, orda da zaten tepkimiz "ahahaha salaklaaear!" oluyordu.&lt;br /&gt;Daha sonraları belki de net aleminden tanıştığım doğru düzgün tek kişi bana bu siteyi önerdi, tarihler 2007 bu arada, anlam karmaşası olmasın, her neyse ne kü la bu? ettim böyle, ya dedi ekşi sözlük benzeri bir site işte sözlük klonu anlayacağın etti, ee niye alakodu adı bunun dedim ben de anlamadım etti, çok moron bir dialog farkındayım ama sırf isminden dolayı gireyim şu siteye baiim ettim, girdim-üye oldum, bir iki entry döşedim, sonra farkettim ki sitenin yaş ortalaması benim yaşımdan 2 yaş küçüktü ve bu gençler genelde bilgisizce hödüklüğüne eğlencesine yazıyorlardı yazılarını, yani tamamen geyik dönüyordu, bende de Allah vergisi bir geyik merakı ve yeteneği var sanırım, kolayca ayak uydurmuştum siteye, sağolsunlar gençlerde beni baya bir iyi karşılamışlardı...&lt;br /&gt;Arkasından roller bir anda değişti, güldürme vaktinin geçtiğini anladım çünkü bu çocuklar her şeye gülüyordu, bari bildiğim konuları yazayım onlar da okusun etsinler dedim, yaz yaz bitmiyor, baya bir şey biliyormuşum, parantez içinde baya bilgili olduğumu da vurguluyorum farkındaysanız, parantezi kapa, yazdım ettim derken sitenin en çok entry döşeyen elemanlarındna olduğumu farkettim...&lt;br /&gt;SONNNra, okullar başladı ve bu gençler için Alakodu.com SON'u gördü... Gerçekten acı verici oldu, bu çocuklar adana anadolu lisesi'nin öğrencileriydi ve adından da anlaşılacağı gibi ineklerdi afedersiniz, çocuklar başladı okula, prometheus yine komikazeye falan düştü, tek başına entryler giriyordu artık promethe, mal-mal... arkasından bu can çekişmelerine daha fazla dayanamadı admin, ruin; site mundar olmadan gırtlağını kesti... kapattı siteyi...&lt;br /&gt;Bu site gerçekten çok küçük bir geyik sitesiydi, büyütmek için her şeyi yaptık ama sanırım büyümemesi iyi olmuş yoksa bende böyle güzel anılar bırakmayacaktı. güzel anılar diyorum bu site küçük olmasına rağmen içinde onlarca entrikayı da barındırıyordu. entry demiyorum, entrika diyorum... nişanlananlar mı dersiniz, birbirine kıl olup sitede yazmayı bırakanlar mı, zirveler mi, zirvede 10-15 kişiyi eken adiler mi (o adi benem)... hele bir diğer komik şey ise bu sitenin bir de hepimizsozluguz.com adında bir rakibi varmışmış, ordan bir yazarın alakodu'ya ayar vermeye çalışmasıyla farketmiştim... ancak hepimizsözlüğüz'de alakodudan aylar önce ölmüştü, keşke yaşasaydı ordaki bilgisiz bazı andavallarada ayarlarımı döşerdim kim bilir belki ordan da bir iki insan evladı tanırdım...&lt;br /&gt;neyse velakin alakodu gerçekten hoş bir oluşumdu, prometheus rumuzu ile efsaneler yaratıyordum orda, hey yavrum hey, abartı bir yana iyi insanlar vardı, merff adında genç bir hanım ablamız ve onu alana yanında bedava olan minik bir cadı, namıdiğer eloise vera rumuzu ile ekşi sözlükte yazan vera bacımız, en değerlilerinden bir melankolik optimist, admin ruin, moderatorlukte en uzun süre kalan ancak şahsen tanımadığım bittersweet, raviel adında antika ama eğlendirik bir insan (swh anladın sen onu) sonra konyalı takımı, polifonik souruk, blue vs. aladan gencecik frt10 ve ozzy10,&lt;br /&gt;kendisi yine diğer ekşi sözlük yazarlarından m7rv7, sitenin sessiz ama ağır abla modundaki zeytin'i, siteye çok geç katılan candostum sparkhawk, bvrak, blackyoung, hakacar, merdi gibi onlarca hoşsohbet yazarlara sahipti... seviyordum garibanları ama ne yazık kine gidiş o gidiş...&lt;br /&gt;gerçekten son 1 sene içinde değer ve zaman verdiğim nadir şeylerdendi alakodu.com&lt;br /&gt;artık o da güzel anılar arasında yerini aldı...&lt;br /&gt;ha olur bir gün açılırsa tekrardan, bu yazıyı bir Allah'ın kulu okursa, girip bakayım şu siteye derse ve siteyi açık vaziyette bulursa, girsin üye olsun, onun gönlünü hoş tutacak insanlar bulacaktır, kimbilir iyi bir çocuk olursa belki şirinleri bile görebilecektir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ps: Blogcu.com'daki blogumdan alıntıdır, lanet olsun o blogcuya... Üstelik bu yazı var ya bu yazı lanet olsun ona...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2055932843137194278-5182280399000892943?l=kastoree.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kastoree.blogspot.com/feeds/5182280399000892943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2055932843137194278&amp;postID=5182280399000892943' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/5182280399000892943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2055932843137194278/posts/default/5182280399000892943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kastoree.blogspot.com/2008/04/saat-geceyars-2.html' title=''/><author><name>Kastore</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12051217688903690661</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vANPZs3gaxg/SjiHuUW5clI/AAAAAAAAABI/AAhzQkd3yCM/S220/4751_89792158319_658003319_1862625_1359686_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
